24 Şubat 2013 Pazar

Yunus

Yine başka şeylerle ilgilenirken birden aklıma geldi. Yedi Karanfil versiyonunu açıp izleyeyim dedim. Arada bazen artık aramızda olmayan o güzel insanları tekrar anmak için yaparım bunu. Sonra biraz daha açıp insanlar neler yazmış diye ekşi'de girdileri okurken Nesrin Sipahi versiyonundan haberdar oldum (Nesrin Sipahi için özel bir playlist yapacağım en kısa zamanda, çok sık olmasın diye bu postta playlist yapmadım açıkçası) ve şimdiye kadar bunu nasıl es geçmiş olabileceğimi düşündüm. Yunus Emre'nin şiiri üzerine Nesrin Sipahi'nin "büyük" yorumu... Arada bazen etme isyan noktasına gelsem de bunun gibi çalışmaları dinledikçe, izledikçe, okudukça iyi ki bu topraklarda doğmuşum diyip ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha hatırlıyorum..iyi ki varsınız


23 Şubat 2013 Cumartesi

Benim temel problemim o, ben her şeyi biliyorum


Tam "Acaba 400. post için ne yazsam?" diye düşünürken bu videoya rastladım (Arif'in Manchester'a attığı golü arıyordum halbuki) Birden Mecnun'da kendimi gördüm dedim tamam o post bu post olabilir :)

Bu arada anket başlamıştır, pambıh eller oylamaya lütfen :) Bir erkek blogger kolay yetişmiyor. Sevelim sahip çıkalım bizim gibi garibanlara ^^

20 Şubat 2013 Çarşamba

Umarım bir delilik yapmam

(Kaynak : http://www.karikaturu.com/resimler/umarim-bir-delilik-yapmam.jpg)

Son bir kaç gündür tam olarak Yiğit Özgür'ün karikatüründeki gibiyim. Adeta haftada 8 gün günde 30 saat çalışıyorum. Cuma gününe işverenle toplantı var ve her işin bitmesi gerekiyor o zamana kadar o yüzden sıkıntı sıkıntı sıkıntı hep. Mimarlık bürolarının iş ilanlarında çok kullanılır "esnek çalışma saatleri" terimi. Ben nereden bileyim esneyenin çalışma saati değil de ben olacağımı....bühü bühü bühü :((( Evet dostum o gördüğün lanet olası bir şemsiye!! Sakın dokunma!

Size bu satırları firmalardan fiyat teklifi almak için mail atma aşaması ile projeyi bir sayfa düzenine oturtup çıktıya hazırlama arasındaki ince çizgide yazıyorum. O derece bunaldım. Dedim bir şeyler yazayım yoksa içim şişecek. Ama sorun yok çalışırken şu şarkıya sarmış durumdayım dolayısıyla kafalar ayrı güzel...ay ay yay yaaaa ay ay yay yaaaa!!!

Bunun dışında mirage "En arzulanan erkek bloger" seçimi yapmaya karar vermişti. (asdkjasdkasjdaksjdgakjsgdaskjdgakjs hala arzulanan lafını gördükçe gülüyorum...öhöm neyse..) Ben de madem yazı yazarak blogspot'ta bulunamıyorum bari aday olayım dedim :) Seçim ile ilgili link burada. Yarın akşama kadar aday olunabiliyor. Girin, bakın, tanıdığınız varsa oy verin, aday olmak istiyorsanız iştirak edin. Ben söyleyeyim sonra vay efendim ben duymadım, vay efendim ben görmedim olmasın ;)

Sizleri en içten dileklerime bu yazıdan yolcu eder ben de işime geri dönerim sevgi pıtırcıkları. Kalın sağlıcağynan!! ^_^

15 Şubat 2013 Cuma

Mr.E mutfakta #14

Daha önceki tariflere baınca çok fazla tatlı tarifi vermediğimi farkettim. Hazır kışın ortasında ve etrafımızda bizi sürekli taciz eden hastalıklarla boğuşuyoruz, dedim bir kış tatlısı yapayım hem iç ısıtsın hem de şifa olsun :)



4 kişilik tatlı için malzemeler; 2 adet elma (mümkünse ekşi olmayan elmalardan seçmekte fayda var ama bu damak tadıdır, ben ekşi olsun istiyorum derseniz seçim sizin) , 2 adet armut, 1 adet soyulmuş ananas (Elmanın ekşi olmaması ananasın tadını da hissedilebilir kılıyor), 1 adet muz, 250 gram ceviz içi (mümkünse eklemeden önce havanda ya da bıçakla bir miktar ufaltarak), 250 gram kuru üzüm, 400-500 gram kadar taze kadayıf (Evet!! sonunda taze kadayıf temin edebileceğim bir yer buldum burada ^_^)


En başta elmaları, armutları ve ananası ufak ufak dilimleyip varsa wok tipi bir tavada yoksa büyük normal bir tavada malzemeler biraz yumuşayıp sularını salana kadar ateşte çeviriyoruz.


Daha sonra bu hazırladığımız malzemenin altını kapatıp içine muzu dilimliyoruz. Ceviz içi, kuru üzüm ve tarçını da ilave edip hepsini karıştırıyoruz 


Şu aşamadan sonra size iki alternatif sunuyorum. Birincisi bu tatlıyı fırınlayabilirsiniz, ikincisi tavada kızartabilirsiniz. Fırınlamak için öncelikle fırına sokacağınız kabın dibine kadayıftan bir yatak hazırlıyoruz.
 

Daha sonra fotoğrafta gördüğünüz gibi tepeleme olarak, kenarlarda 1 cm kadar boşluk bırakacak şekilde malzemeyi kaba dolduruyoruz.


Ve üzerini de kalan kadayıfla örtünce höyüğümüz(!) hazır. Bu noktada bir uyarım olacak pişmeden önce benim yaptığım gibi tavanın dibinde biriken mevye suyunu fırından çıktıktan sonra şerbet gibi kadayıfı yumuşatmada kullanmak daha mantıklı. Benim gibi fırınlamadan önce dökerseniz biraz kuru oluyor tatlı.



Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında, kadayıfın üzeri kızarana kadar pişirmek yeterli.


Diğer alternatif ise tavada kızartmak. Bunun için taze kadayıftan nasıl kadayıf dolması yapılır konulu videoları internette bulmanız mümkün. Kadayıfı kase gibi hazırlayıp içini malzemeyle dolduruyoruz. Daha sonra bu kadayıfları önce top haline sonra da basık, bazlama şekline getiriyoruz aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi



Tavaya bir miktar zeytinyağı döküp tavayı kızdırıyoruz. Daha sonra kadayıflarımızı yerleştirip bir yüzlerini hızlıca kızartıp hemen öteki yüzüne bir spatula yardımı ile çeviriyoruz. Bunu yapmamızın iki sebebi var. Birincisi eğer yağ yeteri kadar kızmamışsa kadayıflarınız yağı sünger gibi çekecektir. İkincisi ise kadayıfı olması gerekenden fazla kızgın bir yüzeyde tutarsanız kadayıfları yakarsınız bütün mutfağı kokutursunuz.


Ve bu da bitince şu şekilde görünüyor olacak :)

Afiyet olsun


14 Şubat 2013 Perşembe

Playlist 39

Bu sefer ne olur ne olur diye düşünüyordum ki aklıma şarkı içinde temposu değişen şarkılardan bir liste yapma fikri geldi. Buyrun efendim afiyet olsun..