8 Ocak 2013 Salı

The Architect an Unexpected Journey

Yazının başlığında Hobbit'e bir gönderme olduğu apaçık ortada, farkındayım. Amacım film üzerinden prim yapmak da değil sankın ha yanlış anlamayın. Sadece dün yaptığım yolculukla bu yolculuğu kıyaslamak için başlığı kullandım. 13 tane cüce ve bir büyücü ile herkes Erebor'a gider Bilbo efendi. Paçan sıkıyorsa metrobüs + minibüs ile Maslak'a git de görelim!!

Benim zamanlama konusunda daimi bir sıkıntım var. Lisans düzeyinde projelerimi hep son dakikada yapmam ya da yüksek lisansta sunumları olur olmadık zamanlarda hazırlamam ve en son tez yazarken bütün önemli gün ve haftalarda tez yazmam (Yılbaşı, 14 Şubat, bayramlar, seyranlar vb) dün olanların habercisiydi aslında. Boş oturunca sıkılıyorum ben o yüzden geçen hafta dedim ki hazır diplomam çıkmış gidip Pazartesi günü alayım. Peki kar yağışı bunu engelleyebilir mi? ha ha tabi ki hayır...zor benim işim imkansız zaman alır ;)

Evden çıkıp yaklaşık 700-800 metre yürüdükten sonra kar yağışı nedeniyle kardanadama dönüşmem güzel bir başlangıçtı mesela. İlerleyen saatler için umut verici bir kesit, adeta ibret alınması gereken bir uyarıydı ama işte yok mu şu oğlak olmak durumu...bir kere kafaya diploma almak konuldu mu o diploma alınacak. Başka yolu yok!

Bir şekilde metrobüse ulaşıp Zincirlikuyu'ya kadar aksilik olmadan ulaştım. Oradan sonrası minibüs işi. İnerken minibüs şöförünün kapıyı kaldırımın kenarındaki bariyerlerin önünde açmasıyla birden narin figürümün minibüsten kayarcasına inişini görünce dedim daha benden geçmemiş, hala iş var ;) 

Daha sonra yapılacak işlemler belliydi. Mezun kartı için bankaya para yatırılacak, kütüphaneden borcu yoktur yazısı alınacak, kart merkezine kartı teslim ettiğime dair bir yazı alınacak, mezun kart başvurusu yapılacak, eldeki belgeler otomasyona bırakılıp diploma alınacak, yol üzerinde de enstitüye uğranıp lisans diploması geri alınacak. Bunları yaparken Ayazağa kampüsünün karlar altındaki şiirsel görsellikteki manzarası.................................................................................................................................................na kanarsan işte orada boku yedin. Yürü yürü yürü yürü yürü yürü yürü en son soğuktan ve çantadan dolayı sırtımın beni yarı yolda bırakacağını düşündüm. Arkadaş karda yürümek güzel de insanın çaktırmadan canı çıkıyor. Böyle bir müddet yan yana yürüyorsunuz. Naber, nasılsın, keyifler nasıl diye sohbet ederken farkına varıyorsun. Aman diyeyim işiniz yoksa saçmalamayın oturun evde.

Bütün iş bitti eve döneceğim. Metrobüs savaşlarında fiziki üstünlüğümü kullanıp yer kapmış, kıçımı koyacak bir yer bulmuşum. Negzel la eve kadar otururum diyip kitabımı açmışım....herşey miss derken şöför "Araç arızalandı lütfen perona" diye bir bilgilendirme anonsu yaptı. Tamam bu noktada belki bir miktar küfretmiş olabilirim ama bu eve kadar ayakta gittiğim gerçeğine etki edemedi ne yazık ki.

Uzun lafın kısası bu kadar söylendim ettim ama nafile. Geçenlerde öğrendiğim bir sözle taçlandıracak olursam;

 "Baktın olmuyor, bakmayacaksın"

13 yorum:

mutfakta bir mimar dedi ki...

Ayazağa kampüsünün karlı hallerini iyi bilirim, dağ başından farkı yoktur.Azimle dizlerimi aşan kar kütlesinin içinde yüzerekten fbe'ye kayıt yaptırmaya gittiğim gün dün gibidir...Diplomamı almaya o kampüse bir daha gitmek mi hala alınmayı bekliyor kendileri =)

tosbağanın dünyası dedi ki...

işe gitmek zorunda olmasam gerçekden bende adımı atmam dışarıya :( şartlar çok kötü eve zor geldim servis desen keza kayıp duuryor yollarda

Hazel dedi ki...

eheheheheheeh laf ediyorum diye bana kızıyordun bir de naaaber.

valla Her paragrafta kendini övecek bir kaç cümlen dışında yazının geneli isyan içeriyor ehe.
ama sonuçta dik kafalılı- pardon azimliliğin sayesinde :D başarmışsın abiciğim ^^

evet bugün çok tatlıyım.

Laliş dedi ki...

Ben burda bir akilsiz basin cezasini ayaklar ceker durumu gordum komsu :). Kendime nasil eziyet etsem diye dusunup en etkili yolu bulmussun masallah :).

Mr.E dedi ki...

Meslektaş :D

Halimi anlayabilecek birini bulmak ne güzel oldu :D En azından burada yazdıklarıma "Atma len din kardeşiyiz" demeyecek biri var :D

Mr.E dedi ki...

Tosbağa, burada da insanlar mecbur kalmadıkça çıkmıyorlar, daha münzevi bir hayata geçiş yaptık inceden :D

Mr.E dedi ki...

Heyzi!

Sen laf etme, küçüksün hıııııı! (kızma efekti) :P

Ben kendimi övmüyorum, mevcudu aktarıyorum..öhömmm :P

Bugün tadından yenmiyorsun hakkat :D

Mr.E dedi ki...

Heyzi!

Sen laf etme, küçüksün hıııııı! (kızma efekti) :P

Ben kendimi övmüyorum, mevcudu aktarıyorum..öhömmm :P

Bugün tadından yenmiyorsun hakkat :D

Mr.E dedi ki...

Komşuuu :)

Buna "idman" demeyi tercih ediyorum yine de :P

huyumkurusun dedi ki...

Hadi hayırlı olsun almışsın diplomayı:):)O karda hele ki İstanbul'da sokağa çıkmak bile bir cesaret tebrik ederim.Ben kar tatilini fırsat bilip bakkala bile gitmedim.:))

Mr.E dedi ki...

Bir cesaret örneği sergiledim valla :D Çok teşekkür ederim ^_^

francesca mckennitt dedi ki...

Sen de tam zamanını bulmuşsun hakikaten. 3 gün daha beklesen rahat rahat giderdin. Gerçi metrobüsle ne kadar rahat gideceğin tartışılır ama :p

Mr.E dedi ki...

Ama üç gün beklesem nerede bunun macerası :)