26 Kasım 2012 Pazartesi

Son bir kaç günde ne gördüm?

Aslında ne gördüğümü buraya fotoğraflayacaktım..ta ki fotoğraf paylaşabileceğim alanın kotasını doldurduğum uyarısını alana kadar. Daha sonra ne olur nasıl olur derken bir baktım ki Picasa'dan foto yükleyebiliyorum! Allah dedim tamam sorunu çözdük yeni bir yazar eklemek zorunda kalmıyorum..oydu buydu derken bir şekilde makinaya Picasa kurdum. (Yine işe yaramadı, diğer hesabımı yazar olarak ekledim onun üzerinden foto yükledim. Şunun başka bir olurunu bilen varsa ve söylerse çok şahane olacak ^_^)

Bu aşamaya kadar herşey çok güzeldi zaten. Ne zaman Picasa bilgisayarımdaki bütün fotoları kendi altında sınıflamaya başladı, işte o zaman anladım problemin ne kadar büyük olduğunu. Bu söylediğim işlem tam 1 (bir) saat sürdü!!! Bir şekilde bu problemi "izlerken" farkına vardım ki aslında bilgisayar çöplüğe dönmüş. Zamanında ne bulduysam yüklemişim bulunsun diye. Temizlik adı altında silmenin en iyisi olduğuna karar verip başladım temizliğe...

Bu noktada şunu sormak istiyorum sizlere; bir bilgisayarda kullanılmayan dosyalar ne kadar yer kaplar en fazla?

100 Mb?

1 Gb?

10 Gb?

Nedir yani bunun oluru? Kaça kurtarır???

!!!!!!!TAM 75 GB GEREKSİZ DOSYA SİLDİM ARKADAŞ!!!!!!! TAM YETMİŞBEŞ GİGABAYT!!!!!!!!!!

Ne biriktirmişim, ne tutmuşum içimde arkadaş...dert olsa kanser olurdum demek ki...piii ucuz yırtmışım vallahi billahi :)

Neyse bakalım lafı daha uzatmadan biraz foto paylaşayım da post amacından çok da sapmamış olsun :)

Fuara giderken çektim bunu, birinin postişi...Metrobüs gerçeği, adeta vahşi yaşam :P

Bu da fena gözükmedi gözüme şaka maka :)

İstanbul Tasarım Bienali - Özel Galata Rum İlköğretim Okulu

İstanbul Tasarım Bienali - Özel Galata Rum İlköğretim Okulu

İstanbul Tasarım Bienali - Özel Galata Rum İlköğretim Okulu

İstanbul Tasarım Bienali - Özel Galata Rum İlköğretim Okulu

İstanbul Tasarım Bienali - Özel Galata Rum İlköğretim Okulu

İstanbul Tasarım Bienali - Özel Galata Rum İlköğretim Okulu

Geçen gün dolmuştan çektiğim gökkuşağı

Bu da biraz oynadıktan sonraki hali :)

Taksim

Taksim

Karaköy

21 Kasım 2012 Çarşamba

20 Kasım 2012 Salı

Playlist 34

34. playlist'e geldiğimize göre bu sefer de temamız İstanbul olsun




*Bu son parça da bugün kaybettiğimiz Cemil Özeren anısına gelsin. Mekanı cennet olsun...

16 Kasım 2012 Cuma

İstanbul Tasarım Bienali'nde bir Mr.E

Dün çıkıp arkadaşlarla İstanbul Tasarım Bienali'ne gidelim dedik. Sergiler iki farklı mekanda, İstanbul Modern ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu'nda. Biz önce İstanbul Modern'de bulunan sergiyi görelim dedik. Hazır oraya gitmişken, Bienal kapsamı dışındaki sergilere de girmiş olduk güzel oldu. Aklınızda olsun İstanbul Modern'de perşembe günleri "halk günü" imiş. Girişte herhangi bir ücret ödemiyorsunuz demek oluyor bu sergileri gezerken. Bienal bu uygulamanın dışında yalnız onu da baştan söyleyeyim.

Açıkçası bazı çalışmaları anlamlandıramamış olsam da, çok başarılı çalışmalar da vardı. Mesela (UN) CITY çalışmasını oldukça beğendim, özetlemek gerekirse fotoğraflardan yardım alayım;



Bunun dışında İstanbul'la ilgili bilgilerin yer aldığı bir sergi vardı. Belirli bir noktaya gelip baktığınızda karşınıza İstanbul silüetini çıkartıyordu çalışma


Bu çalışma çok keyifliydi. 40 Nasihat adlı bu çalışma oldukça keyifliydi, kesinlikle görülmesi gerektiğini düşünüyorum hatta :)


Burada gösterdiklerim dışında bir İstanbul-o-matik çalışması vardı ki, buradan sadece ismini veriyorum. Gidip kendiniz deneyimleyim. Uzun zamandır bu kadar eğlenceli bir "kent" çalışması görmemiştim :) Bu da serginin son çalışması...çok manidar


Daha sonra çıkıp bir balık ekmek yemeğe karar verdik 3.30 gibi girip 6.00'da çıkınca sergiden. O sebeple Galata Özel Rum İlkokulu'nda bulunan sergi başka bir güne kaldı. İlk fırsatta gidip ona da bulaşacağım sanmayın bütün vereceğim bilgi bu kadar bu bienal ile ilgili olarak ;)

Sergi sonrası çay faslında arkadaşın Game of Thrones'da bulunan Arya karakteri ile ilgili konuşurken "yaaa o benim idolüm, daha büyüyecek ben olacak o" demesiyle kısa süreli bir kopma yaşadıysak da başka bir olay çıkmadı. Bu arkadaşı da eve dönerken Mr.H gösterdi "bak bak tipe bak" diye. Ayakta kitap okuyan arkadaştan bahsediyoruz burada tabi :) Kitabın kapağını çektiğim foto bulanık çıkınca bunu koydum. Arkadaş trene biner binmez tek eliyle kitabı açtı, uzaktan okur gibi tutmaya başladı. Sonra bir ara cebinden çıkarttığı blackberry telefonla ilgilendi. Ayakta kırmızı gördüğümüz nike marka ayakkabıları da hatırlattıktan sonra artık kitabın kapağında ne olduğunu söyleyebilirim; Che'nin portresi!!! İlgi alanı bu olan kızları tavlamaya çalışıyorsa demek ki yaban çakalı ;) Çünkü o şekilde kitabı o trende okumasına imkan yoktu, daha sonra biraz daha inandırıcı bir şekilde kitap tutmaya başladı oturana kadar geçen sürede.


İstanbul Tasarım Bienali 12 Aralığa kadar devam etmekte, giriş ücretleri ise tek mekanda bulunan sergi için tam 10 tl, öğrenci 5 tl. Hala sürüyorken gidip görün derim.

Yazımızı da trenden inip eve yürürken Mr.H ile söylediğimiz şarkıyla bitirmiş olayım da biraz eskilere götüreyim sizleri ;)

11 Kasım 2012 Pazar

Kayıp Blogger

Ben artık döndüm buradayım dedim ya, lafımı yiyeceğim varmış. Arkadaş bir dönemedim şuraya! Gez, dolaş, düzeltmeyi tamamla (hala 3 sayfa ingilizce özetim kaldı bitirmem gereken) derken bir bakmışım ki ben buraya gelmez olmuşum. Çok ayıp! Hayır size de ayıp, gelip biriniz de demiyorsunuz ki "hop Mr.E! Geldim dedin dedin de neredesin?". Deseniz gelecekmişim demek ki.......çok karaktersiz gibi oldu değil mi böyle dediğim zaman...siz unutun o son dediğim kısmı

Buraya uğramıyorken osmanlıcaya, Buz ve Ateşin Şarkısı 4. kitaba (ki tercümesini bekleyemeden ingilizcesini aldım. Bu şekilde ÜDS'ye hazırlanıyorum;) ve iki yeni diziye başladım; biri Community diğeri Arrow. Community'nin 3 sezonunu bitirdim (insan gibi izlemiyorsam demek ki) Arrow da yayınlandıkça artık ufak ufak gidiyor. Kısaca bahsedecek olursam Community'de avukatlık lisansı elinden alınmış bir avukatın, yeterliliğini göstermek için yüksek okuldan mezun olması üzerine kurulu bir komedi dizisi. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Hatta Gillian Jacobs ve Alison Brie gibi iki güzel insanın varlığını gösterdiği için kendisine huzurlarınızda teşekkür ediyorum :)

Diğer dizimiz Arrow ise Detective Comics'in ünlü Green Arrow karakterinin dizi uyarlaması. Smallville izleyeniniz varsa Oliver Queen karakterini oradan da hatırlayacaklardır. Biraz mantık dışı gözükse de neticede bunun bir çizgi roman uyarlaması olduğunu unutmamak lazım ;)

Bu yazımızı da bir görselle kapatayım, bunu bir arkadaşımın doğum gününü kutlamaya gittiğimizde yapmıştım. Küçükken iki renkli çay içenlere büyüyünce bunu tavsiye ediyorum 


Afiyet Olsun ;)