28 Eylül 2012 Cuma

Mr.E mutfakta #12

Bugün menü biraz kalabalık o yüzden bir kaç tarifi bir arada vereceğim umarım beğenirsiniz :) Perde pilavı ve fırında sebzeli tavuk yapacağız bu sefer. Malzeme olarak bir paket mantar, bir paket tavuk baget (derili), 2 su bardağı pirinç, İki yemek kaşığı tereyağ, 3 patlıcan, bir ortaboy soğan, 2 ortaboy domates, bir paket tavuksuyu, bir paket milföy hamuru, dereotu, un, tuz, karabiber. Perde pilavı tarifini Arda'nın mutfağı'nda anlattığı şekilde yapmaya çalıştım. 
 
İki yemek kaşığı tereyağı pilav tenceresine koyup eritiyoruz

Sonra ufak ufak kestiğimiz 10-15 mantarı eriyen yağ ile karıştırıyoruz.

Suyunu salıp tekrar çekene kadar mantarları kavuruyoruz

Daha sonra süzdüğümüz iki bardak pirinci mantara ekliyoruz, üzerine bir kaşık tuz serpiyoruz ve pirinçleri biraz mantarlarla çeviriyoruz

Daha sonra eldeki malzeme ile ilişkilendirmek için su eklemeden önce bir paket tavuk suyunu da ekleyip, 3 bardak sıcak suyu ekleyerek pilavı suyunu çekene kadar pişiriyoruz

Daha sonra bir başka tencerede bir miktar zeytinyağ ile ince kıydığımız soğanı çevirmeye başlıyoruz

Soğanlar tam kavrulmadan kalan, doğradığımız mantarları da ekliyoruz

Bu arada suyunu çeken pilavın üzerine doğradığımız bir kaç dal dereotunu ekleyip, tencerenin kapağını kapatarak pilavı demlenmeye bırakıyoruz
 
Kavrulan soğan ve mantarların üzerine kabuğunu soyup doğradığımız domatesleri ekliyoruz

daha sonra da patlıcanları

 
Bir bardak su ekleyip, patlıcanlar pişene kadar kapağını kapatarak tencereyi pişmeye bırakıyoruz

Bu sırada tavuk bagetlerden derileri ayırıp, tavukları bir yerde derileri bir yerde olacak şekilde ayırıyoruz

Sebzeyi bir borcama alıp, derilerini soyduğumuz tavukları yerleştirip önceden 180 dereceye ısıttığımız fırına yerleştirip, tavuklar pişene kadar pişiriyoruz

Ben pilavı birer porsiyon olacak şekilde ayarladım o yüzden üstüste iki milföy hamurunu unlu bir yüzeyde açıyoruz

İstediğiniz kabı önce yağlıyoruz sonra kabın içine hamuru yerleştiriyoruz 

Hamurun içini pilavla sıkıştıra sıkıştıra dolduruyoruz 

ve ağzını kapatıyoruz

Bagetlerden ayırdığımız derilerden birini bir yüzeyin üzerine açıyoruz ve içine bir miktar pilav koyuyoruz

Deriler benim beklediğimden ufak çıktıkları için tam kapatamadım

o sebeple bu sefer ilk derili parçayı diğer derinin içine koyup

 
deriden bir bohça elde ediyoruz

Fırındaki tavuk piştikten sonra elimizdeki malzemeyi de şekildeki gibi tepsiye diziyoruz. Pilavların üstü pişince, kapları ters çevirerek kabın içinde kalan yüzlerinin de pişmesini sağlıyoruz, şeritler halinde kesikler attığımız milföy hamurları ise acıktığınızda atıştıracağınız aperatifler oluyor. 

Ve hepsi piştikten sonra elinizde yaklaşık böyle bir şey olacak

Bu da deri bohça ve pilavın nasıl göründüğüne dair son bir kare

Afiyet olsun :)

27 Eylül 2012 Perşembe

Uuuu Mimlendim beybi! #33

Şimdi döndüm diyorum diyorum ama boş bir şekilde dönmek olmaz, ben gelişimi bir de mim'le bağlayayım da tam olsun çok süper olsun. O zaman uzatmadan Mim'in konusunu ve nasıl yapılacağını açıklayarak bu Mim'i  başlatmış olayım;

Hayal Evimizi-Odamızı-Mekanımızı Tasarlıyoruz!

Pek çoğunuzun mimar olmadığının farkındayım ama herkesin kendi yaşam alanı ile ilgili olarak istekleri, düşünceleri vardır elbet. Ben sizi, bunu görselleştirebilmek için bir başka siteye yönlendirsem ve nasıl yapabileceğiniz ile ilgili ipuçları verirsem?

Önce şu link'e (http://www.homestyler.com/designergiderek altlığımızla bir karşılaşıyoruz. Daha sonra kafamızda, kalbimizde olan mekanı tasarlıyoruz ve son olarak snapshots kısmından fotoğrafını çekerek bloga koyarak mimi tamamlıyoruz :) 

İster plan şeklinde

İster üç boyutlu şekilde

Mim boş bir zamanınızı geçirmek için iyi bir alternatif sunsun istedim. Umarım kulaklarımı çok çınlatmazsınız yaparken :) İlk mimlenip bunu yaymakla yükümlü olanlar ise ; Mia, Joy, Sam, Semi, BolatKuulumsu, Heidi, Francesca, Laliş, Memento mori, Funda ve Funda :)

26 Eylül 2012 Çarşamba

Mr.E is back in town!!!

Geri geldim ey sevgili blogger ahalisi!!! Üstelik artık "Restorasyon Uzmanı Yüksek Mimar Mr.E" olarak!! Pazartesi günü tez jürime girdim tezim kabul edildi :)) Ufak bir kaç düzeltmeden sonra enstitüye teslim edip y.lisans ile ilişiğimi kesiyorum artık :) Bu sürek içinde bloga yazı yazamadığım süre içerisinde bıkmadan bu günü bekleyen bloggerlara, sallamayıp "uff bu da çok saldı kendini" diyenlere ve zamanında izlemeye almış ama sonra öyle bırakmış herkese ayrı ayrı teşekkür ederim 

Oscar töreni konuşmamı da yaptığıma göre başlığı yazarken aklıma ilk gelen videoyu paylaşayım, sonuçta yazı ile geri dönüşüm kafamda üç aşağı beş yukarı şöyleydi. 15 gün olmuş bir şeyler yazmayalı. Bu bana çok bile... bir kaç gün buralar post ile dolup taşacak şimdiden uyarayım. Sonuçta bir şişmişlik söz konusu ve bunu burası ile boşaltacağım. Balıkçı botlarınızı, yağmurluklarınızı giyin, geri döndüm!!

Tez konusu olarak "koruma yöntemi olarak yeniden yapım" gibi kendi içinde çelişen bir konu seçmiş olmam ve tezin kuramsal olması yeteri kadar kafa yaptı bende sanırım. Şu halimle 2-3 hafta konu sıkıntısı çekmem gibi geliyor. Bu esnada yemek tariflerinde bir azalma olduğunu farketmişsinizdir. Mutfağa girdiğim zaman çok vakit kaybettiğimi bildiğim için kendimi yaz boyunca tez yazarken okumaya verdim. Game of Thrones dizisinin esinlenildiği Buz ve Ateşin Şarkısı serisine başladım ve tez ile beraber Taht Oyunları(Birinci kitap-850 sayfa), Kralların Çarpışması (İkinci kitap, iki kısım halinde - 504 + 488 sayfa) ve Kılıçların Fırtınası (Üçüncü kitap, iki kısım halinde - 600 + 600 sayfa) olmak üzere 5 kitap bitirdim. 3000 sayfaya sarınca mutfağa girecek hal kalmıyor tabi :D 5. kitabın son 70 sayfası ise azap dolu geçti..bir yandan merak edip bitirmek istedim, diğer yandan ise kitap biterse yeni kitap ekimde basılacak o zamana kadar ne okuyacağım sıkıntısı bastı. Sonunda merakım ağır bastı ve bitirdim kitabı. Şimdi elimdeki alternatifler içinden okuyacak bir şeyler arıyorum sanırım Dan Brown'un Kayıp Sembol'ünü okuyacağım bu sürede. Diğer alternatiflerim ise başlayıp bitirmediğim Mazagao - Şehirler de göçer, Metafor olarak Mimari ya da Cogito'nun 33. sayısı "Wittgenstein : Sessizliğin Grammeri

Tez bitince sanırım adrenalin salgılamayı da bıraktım. Bu aralar sabah önce vücut uyanıp yataktan kalkıyor, daha sonra bir 10-15 sonra ruhum uyanıyor ve son derece dinlenmiş uyanıyorum..Hepinize tez yazmayı öneririm, sonrasında uyumak uyanmak çok keyifli oluyor :)

Son olarak gelmişken yol yorgunu daha fazla yazıyı uzatmayayım, bu yazıyı güzel bir şarkıyla bitirip, diğer postlar için konu seçkisi için köşeme kaçıyorum az, siz bir drink alın ben üzerime rahat bir şeyler alıp gelecem :))))

11 Eylül 2012 Salı

Playlist 33

Uzun zamandır bir şeyler paylaşmıyordum, açığı playlist ile kapatayım. Bu sefer de kadife sesli siyahi ablalarımızla bir liste yapıyorum sizler için. Umarım beğenirsiniz ^_^