27 Mart 2012 Salı

Özlü sözler #10

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" tartışmasında önemli olan, çok gezenin yazdıklarını okuyanın kaynak göstermesidir

İmza: Bir tez öğrencisi     

25 Mart 2012 Pazar

Uuuu Mimlendim beybi! #30

Joy mimlemiş beni bu sefer. Hazır tez yazmaya bir on dakika ara vermişken bu mim'i yapayım da unutmayayım daha sonra :)

Kendini seviyor musun?
Tabi ki seviyorum. İnsan önce kendini sevmesini bilecek ki başkalarını sevebilsin. Sürekli karamsar ve hayattan bıkmış gibi emoları getirin aklınıza. Evet ben de tam olarak bundan bahsediyorum!!
Yapmaktan hoşlandığın şeyler nedir?
Yemek yapmak, çizim yapmak, futbol oynamak, fotoğraf çekmek...a pardon bunların hepsini burada da paylaşıyorum zaten. Bir tek futbol ile ilgili yeterli paylaşım yok ama onu da ben söylemiş olayım ;)
Hedeflerin nelerdir?
Tezimi bitirip, yüksek mimar olmak. Geri kalanına sonra bakarız 
Kendini bir cümleyle anlatabilir misin?
Evet
Nefret ettiğin şeyler nelerdir?
Kendini ayrıcalıklı görenler, hata yapmak konusunda ısrarcı davrananlar, sabit fikirliler, korku filmleri ki bu özellikle testere serisi ve son durak gibi filmler için geçerli. 14 yaşında kadavralarla burun buruna gelip aa ne kadar ilginç diyen bir insan olarak şiddet pornografisinden nefret ediyorum..net!
Favori şarkıların, filmlerin, kitapların?
Ah bu şarkıların gözü kör olsun, Mr.Bobby, Fragile, Rondo alla Turca
Yıldız savaşları (komple), Yüzüklerin Efendisi (komple), What dreams may come, Amelie, the Dark Knight, Gemide
Yüzüklerin Efendisi, Silmarillion, Melekler ve Şeytanlar, Dorian Gray'in Portresi
İlham aldığın kişiler kimlerdir?
Feanor, Dr. Gregory House, Peter Zumthor
Death Note'u sen bulsaydın ne yapardın?
Sahibine verirdim. Sonra bir sürü yanlış anlama falan olur..sıkıntı olmasın ;)

Madem tek ben mimlenmişim ben de Semi'yi mimliyorum böylece geçen sefer yarım bıraktığım işi tamamlamış olurum :)

23 Mart 2012 Cuma

Tam o sırada 29



"Bir şeyi yapmayı kafaya koyduysan, engeller seni durduramaz"

18 Mart 2012 Pazar

Sonra ben de ona dedim ki

Hayat ne acayip..tez mez böyle ilginç işler var içinde. Tutuşmak böyle bir şey sanırım. Daha önce lisans hayatım boyunca 20'ye yakın proje teslim etmiş biri olarak etrafımdaki diğer fanilere göre yumurta-kapı ilişkisine daha alışkın olmama rağmen yine de arada bir kafayı komple sıfırlayabiliyorum. O kadar temiz o kadar güzel oluyor ki...bildiğin bebek kafası..10 numara pırıl pırıl

Hem zaten kendime bir güvenlik payı bırakmıştım ben. Yoksa ben anlarım ne zaman yumurta geliyo kapıya, sonra hangi aşamaları geçiriyoruz beraber. Bunlar 10 senedir bir şekilde alışık olduğum şeyler neticede. Sizin de aklınızda olsun, yumurtanın kapıya en çok yaklaştığı zamanlar mavinin en güzel tonunu tekrar tekrar görmeye başladığınız günlere denk gelen zamanlardır. Yine de biliyorum ki yine çok zorlayacağım bünyeyi yine çok uğraşacağım ama yine biliyorum ki sonra baharlar gelecek. O zaman neymiş çok can sıkmamak gerekiyormuş. Bu arada bizdeki "Çıkmadık candan umut kesilmez" lafının İspanyolca'da "Mientras hay vida, hay esperanza" (Hayat oldukça, umut vardır) şeklinde bir benzerinin olması da şimdi yazarken aklıma geldi...ne ara etkileşmişiz acaba onlarla bu kadar?

Ayrıca bugün öncelikle bir ülkenin direniş göstermesinin en etkileyici örneklerinden biri olan Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıldönümü. O zamanki şartları düşünüp bugün en ufak şeyde "uff ama benim ona sahip olmam lazım yoksa çok derin depresyona girerim" havalarını gördükçe insanları boğasım geliyor, sonra derin bir nefes alıp hayatıma devam ediyorum ama hepsi için ileride hain planlarım var....evet bunu düşünüyorum!!

Çok derli toplu bir yazı olmadı farkındayım ama kafam derli toplu değil ki yazı derli toplu olabilsin. Yazımızın kapanışını bu hafta dinleyip çok beğendiğim şu şarkıyla yapıyor ve hepbirinizi gözlerinizden öpüyorum sevgili blog dostları

8 Mart 2012 Perşembe

Mr.E mutfakta #6

Uzun zamandır kafamda böyle bir deneme yapmak vardı. "Kadayıfı hamur olarak kullanırsak ne olur?" Bugün ilk denememi yaptım. İlk olduğu için tabi ki düzeltilecek bazı noktalar oluştu. Darısı daha sonraki denemelerin başına diyip anlatmaya başlayalım.

Önce tavuk göğüs etini haşlıyoruz. Haşladıktan sonra ufak parçalar halinde kesiyoruz. Daha sonda az bir miktar beşamel sos hazırlıyoruz. Tarif zaten bundan sonra görsel olarak da başlıyor.


Beşamel sosa bir kavanoz garnitür ve kestiğimiz tavukları ekliyoruz


Bir miktar karıştırıp bütün malzemenin birbirine karışmasını sağlıyoruz


Daha sonra bir tepsiye paketini açıp yaydığımız kadayıfların bir miktarını başka bir yere alıp altlık oluşturuyoruz.


Karışımımızı kadayıfın üzerine koyuyoruz


Üzerine kadayıf serperek avuçlarımızla malzemeyi toparlıyoruz


Daha sonra bir içini yağladığımız bir kaba bu malzemeyi bastırıp içinde yer kalmayacak şekilde yerleştiriyoruz


Daha sonra üzerine az bir miktar tereyağı koyarak fırınlıyoruz. Fırınladıktan sonra da krem karamelde olduğu gibi kabı ters çevirip yemeğimizi tabağa alıyoruz


Ve ta taaaa!!


Şimdi bunun "ilk deneme" olması sebebiyle her türlü öneri ve yoruma açığım. Öncelikle malzemeyi fırınlayacağım kabın kesinlikle metal olması gerektiğini gördüm. Metal olsa bu tabakta gördüğümüz yüzeyin de kızarmış olacağını düşünüyorum. Ve şimdi söz sizin..buyrun önerileri alalım ^^

4 Mart 2012 Pazar

Dolmakalem...tam da mevsimi

En son ortaokulda ya da lisedeydim bir dolma kalem kullandığımda. O zamandan bu zamana çok şey değişti ama dolmakaleme olan beğeni değişmedi. Ben de karar vermekte biraz zorlandığım için dedim sorayım bakalım acaba insanlar ne önerir?

Kalem markası olarak LAMY'de karar kıldım ama modelden yana seçememe gibi bir sıkıntım oldu. Ben her ne kadar Safari'yi beğensem de (en sağ, yukarıdan aşağıya 5. olan) Joy'da oradan pis pis bakıyor gözümün içine..AL-Star ve Nexx'e de gözüm kaymıyor değil...çok kararsızım sizce ne yapsam gençler?