9 Mayıs 2012 Çarşamba

Eskisi güzeldi...

Bu sezon futboldan soğuma noktasına kadar geldim. Halbuki futbol hemen hemen benim için yaşamsal bir aktivitedir. Annem bile "sen futbol oynamazsan kafanı boşaltamazsın" der, haklıdır da. Sıkıntım varsa futbol oynarken geçer, kafam karışıksa futbol oynarken geçer, kafamı kurcalayan bir şey varsa futbol oynarken çözülür. Uzun lafın kısası futbol benim için temiz hava bol gıda cinsinden sevdiğimiz saydığımız bir şeydi (hala aynı istek var ama özellikle bu sene bizim ligi gördükten sonra, işin daha da kötüsü lig yüzünden tanıdığımı düşündüğüm insanların tepkilerini yorumlarını gördükten sonra iyice soğudum. Umarım kısa zamanda ısınırım tekrar). 

Bu kadar lafı peki niye ettim? Çünkü eskiden izlemekten keyif alınan oyuncular vardı. Henüz para bu kadar futbolun güzelliğini bozmamıştı. İnsanlar -belki de benim etrafımda sadece- bu kadar fanatik değillerdi. Mahallede top oynarken ismi sayılabilecek çok oyuncu olurdu. Şimdi bir Messi bir C.Ronaldo (Ronaldo diyenin ağzına ağzına vururum, terbiyesizliğin lüzumu yok) biliyor çocuklar. E onlar da haklı bir sene de 50-60 golü tek başına atarsan adın duyulur senin de. Halbuki eskiden kaleciler de çok sevilirdi. Ben mesela Peter Schmeichel'a bayılırdım. Thomas Ravelli ne çılgınlık yapacak diye beklerdim İsveç maçlarında. Defans oyuncuları vardı top oynarken olmak istediğimiz. Savunma onları izlerken bir sanat gibi görünürdü. Ronald Koeman olurduk küçükken, Paolo Maldini olurduk. Sol tarafta topu alırsak önümüz de açıksa sağ ayak sol ayak farketmez herkes Roberto Carlos'tu. Hele bir de uzaktan şutla gol atarsa... Sağ tarafta olursa, bu sefer de herkes Cafu'ydu. Galatasaray'da teknik direktörlük yapmadan önce görebileceğiniz en iyi üçlülerden birinin elemanıydı Frank Rijkaard. Ruud Gullit ve Marco Van Basten ile birlikte 90'ların başındaki AC Milan efsanesinin üç önemli adamıydı Hollandalılar. 90'lar zaten başlı başına çok güzeldi. Savicevic'ti, Laudrup'tu, Batistuta'ydı, Bergkamp'tı, Klinsmann'dı Cantona'ydı, Romario'ydu benim için. Daha sonra 90'ların sonu 2000'lerin başı geldi. Bu sefer ZidaneRonaldo (en hakiki olanı), hatta Ronaldinho'ydu benim için 2000'ler. Kanu'nun Deportivo'ya attığı goldü, Djalminha'nın Real maçında attığı pas, Kluivert'in Brezilya'ya attığı kafa golüydü benim için futbol.
Sanırım artık böyle şeyler izleme ihtimalimiz giderek azalıyor. Başlıkta da dediğim gibi, eskisi güzeldi..


Düzeltme: Mr.H hatırlattı sağolsun bu listeyi yapıp Roberto Baggio'yu koymamak olmamalı. Geç de olsa düzelmiş olayım yazıyı.

4 yorum:

Heidi dedi ki...

eheh.
sadece futbol mu, eskiden her çok çok daha güzeldi... ^^

Mr.E dedi ki...

Tabi ki, benim çocukluğum bile şimdiki halimden güzeldi mesela :P

EMRİLYO dedi ki...

ah aha ne günlerdi o günler kaptan. O kluvert in golü neydi ah ah

Mr.E dedi ki...

Çogzel goldü valla :)