27 Nisan 2012 Cuma

Bahar şenliğinde güzellik yarışması olur mu?

Sabahtan beri bakıyorum da "vay efendim olur mu öyle şey, bunun yeri üniversite mi?" gibi yorumlar eksik olmuyor haber sitelerinde haberin altına yapılan okuyucu yorumlarında. Öncelikle belirtmekte fayda görüyorum, bu çok başarılı bir reklam. O kadar başarılı ki "tepki çekip, ibret için paylaştırılan" kategorisinde. Bu da ilk aşaması yapılmış ikinci aşaması yapılacak üniversite sınavları öncesi yapılabilecek en güzel reklam herhalde. Düşünsenize bir hafta boyunca insanlar eleştirecek, küçümseyecek, laf edecek ama herkesin aklında kalacak üniversitenin adı....mis

Asıl tartışmak istediğim ise bu bahar şenliği etkinliğinin yapılıp yapılamayacağı. Yapılmamasını destekleyen görüşlerin başında "her şey bitti sıra buna mı geldi?" görüşü hakim. Halbuki bunun yapılması için her şeyin yapılması gerekmiyor. "Güzellik yarışmaları kadını aşağılayıcı bir şeydir" deniyor. Bu ayrı bir yazıda uzadıya konuşulabilir (tartışılır demiyorum, çünkü insanlar bu sefer cidden tartışıp, fikrini karşı tarafa empoze etmeye çalışır hale geliyor) ama bu etkinliğe katılanları kimse zorla seçip çıkacaksınız demiyor ki? Dolayısıyla hür irade ile alınan bir kararda "insanların iyiliği için onları düşünmek" kusura bakmayın saçmalıktır. 

Ayrıca şimdi bu bir özel üniversitede düzenleniyor. Hemen ikinci dalga tepki "zaten okul ne ki ne bekliyorsun" olacaktır adım gibi eminim. Bu da başından yanlış bir önkabul ne yazık ki. Eğitim harcanan para ile ölçülemez. Eğer bu şekilde bir yaklaşımla özel üniversitelere yaklaşırsanız, çok başarılı olmuş/olacak özel üniversite mezunlarını da zan altında bırakırsınız, peki gerçekten eleştirirken asıl istenen bu mu? Yoksa başka bir niyetle yola çıkıp olay gelişirken böyle bir sona mı ilerliyor?

"Bunun yeri üniversite değil" görüşü var. Evet üniversiteleri bilim yuvası olmaktan çıkartıp, rektörlere ve dekanlara "lise müdürü" görevi verirseniz neyin doğru neyin yanlış olduğuna sizin adınıza karar verenler olacaktır. Unutulmamalıdır ki üniversiteler öğrencilerindir ve üniversitelerin başarısını belirleyenler de mezunları yani eski öğrencileridir. Bahar şenliğinde ne yapılacağı o üniversitede şenlik komitesinin karar vereceği iştir ve kimseyi ilgilendirmez. Ayrıca buna katılan öğrencileri eleştirmek işin kolay kısmı. Zaten öğrenciyi eleştirmek hep işin kolay kısmı ama kimse akademisyenleri eleştirmiyor ne kadar ilginçtir ki. Mecburi yapması gerekenler dışında yayın yapmayan, üretmeyen, kendini geliştirmeyen akademisyenler çöplüğü haline gelmeye başladı üniversiteler. Bir yandan onlar da haklı ama. Öğrenci kendi fonksiyonundan habersiz geliyor üniversiteye. Sormuyor, merak etmiyor, araştırmıyor. Buna en güzel örnek de genelde ders sonlarında görülür. Hoca sorar "sorusu olan var mı?" diye. Öğrenciler bitse de gitsek modundan çıkmadığı için soru da olmaz. Ee 5 sene hep bu şekilde devam eden bir derste, hoca neden yeni bir şeyler araştırma ihtiyacı içine girsin ki? Çok önemli değişimler dışında bir süre sonra akademisyenler de üşengeçleşiyor. Nasılsa karşısındaki topluluk ne derse dinliyor. Ne soru soruyor, ne hocayı daha fazlasını vermesi için sıkıştırıyor...alan razı veren razı

"İçeride tutuklu o kadar öğrenci varken bunların yaptığına bak.." diyenler var. Ama hedef yanlış. Bunu düzeltecek olan öğrenciler değil idarecilerdir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün olması gereken bir yerde öğrenci susturulursa, tepkisini konuşarak anlatabilecekken hırçınlaşarak eyleme dökerse, ve zaten bahane arayan insanlar bundan dolayı öğrencileri daha da sindirmeye çalışıp içeri atarsa bunu suçlusu öğrenciler değil, üniversitenin ne olduğunu anlamamış, ya da çok iyi anlamış ama kontrolünden çıkmasından korktuğu için bu hale getirenlerdir. 

Özetleyecek olursam; bir bahar şenliğinde yapılacak olan etkinliğin eleştirilmesi, yapılmayanların tartışılmasından daha kolay. Üzerine konuşmak için yeteri kadar malzeme barındırıyor çünkü. Ama sırf "bizim gibi" düşünmediği için başkalarını eleştirmek kimse kusura bakmasın kolaya kaçmaktır. Eğer düşünce ve ifade özgürlüğünden bahsediyorsak toplumun "ben" ya da "biz" değil aynı zamanda "siz" ve "onlar"dan da oluştuğunu kabul etmemiz gerekiyor. Hatta bunu kabul etmemiz gerekiyor ki "siz" ve "onları" da tanıyabilelim. Belki o zaman toplumsal olarak daha uyumlu olabiliriz ve işte o zaman bunlar konuşulabilir meseleler haline gelebilir.

Bu kadar lafı etme sebebim ise, bir fikri desteklemiyor da olsanız, o fikrin varlığını ve destekleyenlerinin olduğunu kabul etmek gerektiğini düşünmem. İşte o zaman düşünce ve ifade özgürlüğü hakkında konuşabilir, tartışabilir hale gelebiliriz


4 yorum:

t.nvl dedi ki...

hoşgörüsüz özgürlükçü olunmaz ki len. Güzellik yarışmasını eleştiren adam ile düşüncesini söyledi diye tutuklanan adamın aynı kişi olma olasılığı bana herkesin özgürlük kavramını işine geldiği gibi kullandığını hatırlattı.

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Of daha biraz önce okuduğum haber üzerine iyi geldi bu post:)
Senin yazıyla ilgili gazetede en beğendiğim şu yorum oldu: “üniversitede şimdiye kadar daha neler yapıldı; bilim yeri olduğu şimdi mi hatırlanıyor?”
İptal olmuş yarışma...

Ne aptalca, bana da tüm medyanın böyle şeylerle meşgul olması saçma geliyor. Gündemde görmek istediğimiz pek çok şey gizlenirken bu haberler ortalıkta.
Ne var yani festival düzenlemek, eğlenmek, güzellik yarışması ya da adı her neyse bunların üniversitelerde olmasından doğal ne olabilir!

Başta okuduğum haber ise şuydu:
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=333020

Mr.E dedi ki...

@Levo işte özgürlük ve demokratik olmak insanın işe geldiği sürece desteklenen, kendi görüşü dışında bir görüş ortaya çıkınca da bir anda unutulan bir kavram ne yazık ki

Mr.E dedi ki...

@Semi yarışmanın iptal olması da yine o üniversiteyi ilgilendirir aslında, yeteri kadar reklam yapıldı (ki hala öncelikle reklam için yapıldığını düşünüyorum).

Ayrıca dediğim gibi üniversitelerin bilim yuvası olmasının hatırlanması öğrencisiyle değil hocasıyla yapılacak değişimle sağlanır :)

Ayrıca dediğin gibi bunun bu kadar yer alması, bu kadar tartışılması, bu kadar uzatılması asıl garip olanı. Ben yorumlarda "rezalet, yök bir şey yapmalı" gibi bir yorum okudum da ne yapacağımı bilemedim gülsem mi ağlasam mı diye...