5 Şubat 2012 Pazar

Manipülasyon


Yukarıdaki fotoğrafı pek çoğunuz görmüşsünüzdür. Mevcut bir durumun nasıl sunulabileceği ve bunun nasıl etki bırakabileceği ile ilgili çok çarpıcı bir örnek bu foto. Özellikle günümüzde insanlar artık o kadar kolay bir şekilde etki altında bırakılabiliyorlar ki inanmakta zorluk çekiyorum. Bu kadar kolay olmamalı diyorum. Kabullenmek bile istemiyorum ama kitlesel olarak o kadar hızlı ve o kadar derin etkileniyor ki insanlar; içinde bulunduğum ortamı sorgular hale geliyorum.

Üstelik artık bu gün gerçeği çarpıtmak o kadar kolay ki....İyi derecede 3D Studio Max ve Photoshop kullanabilen biri size "her şeyi" sunabilir. Burada "her şey"den kastım kesin ve abartısız bir şekilde HER ŞEY.. Bunun nasıl değerlendirilip nasıl sunulacağı ise çok tehlikeli kişilerin elinde genelde. Facebook hesabı olanlardan ricam lütfen spam gibi paylaşılan fotoların yorum kısımlarını okusunlar. Gazetelerin internet sayfaları üzerinde yayınladıkları haberlere yapılan yorumlar da bakabilirsiniz. İnsanlar o kadar kin kusmaya, lekelemeye, eleştirmeye meyilliler ki bu beni korkutuyor da. Herkesi sevebilirsiniz. Herkesle sohbet edebilirsiniz ama hoşgörü yoksunu kimse ile yaşayamazsınız çünkü ilk fırsatta gırtlağınıza sarılacaktır...ben de şu an tam olarak o korkuyu yaşıyorum..

Geçen gün igloo yapım maceramı buradan paylaştım. O gün boyunca aynı zamanda başka insanlarla da karşılaştım. Biri yaşlı başlı bir adamdı. Geldi, yeğeniyle beraber yapıyorduk igloyu. İlk tepkisi "Ne diye uğraşıyorsunuz. Nasıla yıkılacak bu" oldu. Daha sonra öğleden sonra bu adamın oğlu geldi 9-10 yaşlarında. O da baktı baktı "yıkayım mı bunu?" diye sordu ilk olarak. Benim de sabrım nasıl taştıysa artık "bunu yıkarsan seni buraya gömerim" dedim. Çocuk ondan sonra sustu daha da bir şey demedi. İnsanların algılayamadıkları şeylere karşı saldırgan bir tutum sergilemesi bu kadar gerçek bu kadar hayatın içindeyken hala umutla ileriye bakmak bazen çok zor oluyor. Aynı şey futbol için de geçerli, siyaset için de, mesleki hayat için de..ve artık bu o kadar kanıksanmış ki insanlar yadırgamıyorlar bunu, belki de en acısı bu.

Etrafınızı belki değiştirecek gücünüz olmayabilir ama en azından kendinizi bu batağın içinden çekip kurtarın..Bu yazıyı da daha da karamsar hale sokmadan iki güzel söz ile bitireyim. İlki "Gördüklerinin yarısına, duyduklarının tamamına inanma" ikincisi ise bu akşam bir arkadaşımın söylediği bir laf "İnsanı iyi pişmiş seviyorum"

İyi akşamlar dilerim

18 yorum:

Laliş dedi ki...

Aynı korkular, aynı düşünceler, aynı anlamlandıramamalar... İnsanlar bu kadar saldırganken nasıl sevebiliyorlar anlamıyorum. Belki zıtlık da insanın doğası. Bakalım gelecek günler bize neler gösterecek. :)

Mr.E dedi ki...

Hep beraber göreceğiz...bu arada sen beni mimlemişsin ama o mim sanırım "babalar ve kızları" ana fikri üzerinde kuruluymuş dolayısıyla yazmadım....bilgine :)

Heidi Glennis dedi ki...

arkadaşının sözü öyle iyi ki. Evet insanın pişmişi lazım özellikle günümüzde gelişmeye ters bir şekilde vahşileşme ve hamlaşma var..

Her şeyi istediğimiz gibi yansıtabillrdik zaten, her zaman bu böyleydi, ama inananların sayısı daha azdı sanki, şuan ne dense hemen inanıp ona göre yaşayacak o kadar çok koyun var ki. Biz bile bunlardan biriyiz bakma böyle konuştuğuma abiciim.
Düşünsene x gribi var diyorlar en ufak bir soğuk algınlığından çekinmeye başlıyor piyasaya sürülen ilaçlardan, antibakteriyel jellerden koli koli alıyoruz, sonra bir bakıyoruz aa grip bitmiş? Ne zaman geldi o kadar medya korkuttu afedersin ağzımıza sıçtı kendimize bakalım diye, ve bitiverdi.

Bir çok örneği var. Evet geçmişten farklı olarak sadece insan değil medyanın gücü de değişti. Ve evet bu beni de cidden korkutuyor haklısın...

Eğitim lazım eğitim. Klişe bulunabilir ama bence KLİŞE değil bu bir KLASİK. Bilinçlenmeyene kadar da duyulanla asarız, görülenle keseriz.

Laliş dedi ki...

Ben bilerek seni mimledim. O mimi doğasından çıkaralım diye. O yüzden hala yazabilirsin istersen. Neden babalar ve oğulları da olmasın o? Ayrımcılığa gitmeyelim blogger olarak :).

Mr.E dedi ki...

@Heidi Ben o yüzden ne grip aşısı yaptırıyorum ne de anti-bakteriyel alıyorum çünkü ben kendi çocukluğumda ölmediysem bu griplerden hiç bir şey olmaz :)

Eğitim değil farkındalık lazım..unutma eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır

Mr.E dedi ki...

@Laliş kıvıramıyoruz yani :)

Laliş dedi ki...

İki seçeneğin var; yazmak ya da yazmamak. Paşa gönlün hangisini seçmek isterse . :)

Mr.E dedi ki...

Hmm peki o zaman kafamda toparlayınca yazsam olur herhalde :)

Heidi Glennis dedi ki...

farkındalığı da sağlayacak kişiler öğretmenler ve aile değil midir yani yine eğitime öğretime bağlayabiliriz. Farkındalık için duygularını kaybetmemiş işini hala istekle yapan öğretmen bulmak da lazım..

francesca mckennitt dedi ki...

Nedense insanlar yapmaktan çok yıkmayı severler. Yıkmak çok kolaydır halbuki.

Mr.E dedi ki...

@Heidi aynen öyle

Mr.E dedi ki...

@Fran bence sevmiyorlar, tercih ediyorlar...her işte olduğu gibi bunda da kolaya kaçmak için

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

İnsanın iyi pişmişi cuk oturmuş!

Bahsettiğiniz Facebook ya da benzeri ortamlardaki yorumlar gerçekten akıl almaz boyutlarda.
Hatta ben de bloğumda bir ara yazmıştım. Birkaç blogda rastladığım iğrenç tutumlar sonrası blog listemden çıkardım bazılarını. Evet farklı görüşler olabilir,(-ki bu da hoş bir durumdur) ama ifade ediş tarzı çok önemli. Kimse başka bir ırkı, dini, toplumu küçümseyerek nemalanmasın!

İglo hikayenizde çocuğa verdiğiniz tepki benzeri tepkileri ben de verebiliyorum bazen istemeyerek.
Çocuklar arasındaki diyaloglar ise bazen korkunç! Evde biz abuk sabuk şeyleri izlettirmiyoruz ama okuldan, çevreden neler öğrenip geliyorlar....

Mr.E dedi ki...

Ya benim de mesela hiç bir kavramla sorunum yok, zaten kavramsal bir şey ile nasıl bir sorun yaşayabilirim ki :)

Ama kavramları bazen "kraldan çok kralcı" sıfatıyla sahiplenenler oluyor işte onlardan nefret ediyorum. Ve o kadar kötü ki bu durum bazen boş bulunup sanki o kavramın suçuymuş gibi kavramdan soğuduğum bile oluyor bu "fanatikler" yüzünden. Sonra aklımı başıma alıp eski halime geliyorum.

Çocukların ise durumu daha talihsiz. Ben kalabalık bir sokakta büyüdüm. "Mahalle" dediğimiz kavramı yaşayabilmişlerdenim yani. Mahallede abilerimiz vardı ve oturup aptalca bir şey yapmamızı engellerlerdi. Hiç unutmam Rahmetli bir büyüğümüz içkiye sigaraya vs. ye bulaşmayalım diye bizim "köyün" futbol takımının küçükler takımını kurup hepimizi futbola yönlendirmişti. Allah rahmet eylesin o zaman yaptığının değerini yeni yeni anlıyorum. Eskiden sokaktan eve gelmezdik oyun bitmesin isterdik...şimdiki çocukları sokağa çıkartsanız arabadan oynayacak yer yok, oynayacak yer bulsa çocuk yok...

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Mr.E, sizin yorumlara hemen cevap yazmanızı seviyorum:)

Çocuklar deyince, bahsettiklerinizi o dönemi yaşayan herkes bilir. Ben de killi topraktan köfteler yaparak, bazen bilye oynayarak, annemizin ince çorabından toprak eleyerek büyüdüm.
Şimdi bunları böyle yaşamış olmamız bizi ilgilendiriyor, günümüz çocuklarını değil. Onların dünyası ayrı, "biz küçükken" diye başlayan cümleler onları sıkıyor, e sonuçta onlar dijital yerli:)
Şimdi teknolojik oyuncakları bir tarafa bırakırsak asıl önemli olan değerleri aktarabilmek, bu en zoru. Çocukların bakkalla işi yok mesela, komşu teyzeyle, manav amcayla....Hepsi AVM çocukları:)
Ben benimkilere biraz 'eziyet' olsun diye evde oldukları zaman "şimdi tüm teknolojik oyuncakları kapatıyorum" deyip dışarı atıyorum onları. Bisiklet binmeye ya da top oynamaya....Zorunlu oksijen olayı:))

Mr.E dedi ki...

Eğer telefondan okuyup yayınlamadıysam yorumu hemen yazmaya özen gösteriyorum :)

Bu söylediğinizle ilgili sevdiğim bir hikaye vardır;

Adamın biri bilgisayarcıya gider; bir satış danışmanı bulur. Oğluna bir bilgisayar almak istediğini ama donanımının iyi olmasını istediğini. Hangi işlemcinin kendilerini memnun edeceğini, ekran kartının ne olması gerektiğini sorarken satış danışmanı adama dönüp "Oğlunuz kaç yaşında?" diye sorar. Adam "10 yaşında" diyince, "Siz en iyisi gidip ona bir bisiklet alın" der satıcı

Mia Wallace dedi ki...

benim "manipülasyon" yazımdan çok farklı ve yazdıkların çok doğru gerçekten

Mr.E dedi ki...

Teşekkür ederim Mia, ayrıca senin manipülasyon yazın benim bu blogspot ile ilk temasımdı :D Sağol tekrar ;)