8 Ocak 2012 Pazar

Yollar, Duraklar, Kararlar

Yollar...

Nedense hep bir geliş ya da bir gidiş ile özdeşleştirilirler. Hep bekleneni getirir ya da ayrılanı götürür o yollar. Peki ya bunlar dışında bir alternatif de mümkünse? Ya o "yollar" sonuçlarından ziyade süreçleri için oradalarsa? Nereye gittiğinden çok nasıl gittiğin önemliyse? O zaman önkabul ile yaptığımız değerlendirmeler geçerliliklerini sürdürürler mi?

Evde kaç zamandır profiterol yapmaya çalışıyorum. Şu (choux) hamurunu kendim yapmak gibi bir iş ile cebelleşiyorum. Biri bana geçen gün "Neden hazır almıyorsun, değer mi uğraşmana?" diye sordu. Yolun sonucu "profiterol yemek"se evet, haklı bir yaklaşım.

Ama ya o hamuru yapmayı becermeye çalışmak, o süreci yaşamak keyif veriyorsa, o zaman neden hazır alıp bana keyif veren, yaparken eğlendiğim bir işi atlayıp sonuca odaklanayım? Bakın, önkabulü "profiterol yemek"ten "profiterol yapma"ya dönüştürdüğünüz zaman süreç nasıl farklılaşıyor. Hayatta yaşadığımız hemen hemen her şey için durum böyle aslında. Önemli olan varmak istediğimiz noktanın adını doğru koyabilmek, doğru durağa ulaşabilmek.

Duraklar...

Duraklar belirli süreçlerin, belirli yolların sonunda durup değerlendirme yaptığımız yerlerdir. Bazen yol boyunca çeşitli nedenlere de bu duraklara uğrayabiliyoruz. "Büyük hedefe ulaşmak için önce kendine küçük hedefler belirle" önerisi bundan başka bir şey değildir mesela. "Duraklarını sıklaştır ki yol boyunca daha az yorul" demenin daha süslü halidir.

Duraklar güzeldir. Duraklar gereklidir. Duraklar farkındalığını keşfetmek için eşsiz imkanlardır. Eski bir felsefi önkabul olan ve Matrix ile önce popüler kültüre sonra da önkabul listemize sokulan "Ignorance is bliss", (ya da dilimize "Cehalet mutluluktur" şeklinde çevirebiliriz) bizi bu duraklardan uzak tutmaya yönelik bir tutumdur aslında. Hayır cehalet mutluluk değildir. Asıl mutluluk "farkındalık" kazanmaktır! Evet, belki daha çok düşünmenize neden olacaktır, ama karşılaştığınız olayların canınızı sıkmamasını sağlayacak çözümleri de içinde barındırır farkındalık. Uğradığınız duraklarda bir sonraki adım için yolunuzu belirlerken de tecrübe ile en büyük yardımcınız olacaktır. Vereceğiniz kararların sebebi olacaktır.

Ve son olarak kararlar...

Karalar, yolların sonunda nereye varmak istediğinizi belirler. Doğru hedef, doğru yöntem, süreçten maksimum verim ve keyif, ve durak. Bazen aldığınız kararlar sizi bazı hedeflere başkalarından daha çabuk ulaştırabilir. Bu sürecin tamamını "tecrübe" olarak isimlendiriyoruz genelde. Peyami Safa'nın "Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil sadece armutları olgunlaştırır" sözündeki tecrübenin de bahsettiğimiz sürecin yaşanması ile elde edildiğini düşünüyorum. Bu aşamada tecrübe çok önemli. Farkındalığın kazanımı için de önemli. Kararın verilmesi için de önemli. Hatta ve hatta doğru durağı isimlendirmek için de önemli. Üstelik tecrübe kazanmanın yaşı yok. Önemli olan kararlı olup bunu istemek. Çıraklığı kabul edip ya bir usta nezaretinde bu tecrübeyi aramak, ya da düşe-kalka, deneye-yanıla kendi doğrunu kendi kendine bulmak. 

Şimdi bu yazıdan sonra, şu (fizy'yi açamayanlar için Youtube linki de burada) parçayı açın. Arkanıza yaslanın ve gözlerinizi kapatın. Müzikle beraber bir bakın bakalım yolunuzdan, arada uğradığınız duraklardan, varacağınız duraktan veya kararlardan memnun musunuz.

Unutulmamalı ki: hiç bir zaman hiç bir şey için geç değil

21 yorum:

funda dedi ki...

"Çıraklığı kabul edip ya bir usta nezaretinde bu tecrübeyi aramak, ya da düşe-kalka, deneye-yanıla kendi doğrunu kendi kendine bulmak..." derin bir kadar, iyi bir gözlem ; o kadar çok korkutuluyoruz ki sonuç olarak büyük korkular yaşıyoruz, yollarda duraklarda ve kararlarda... neyse ben sana profiterol tarifi verebilirim unutturma :)

Mr.E dedi ki...

Korkmak yersiz, eylem kaygıyı gidermeye yardımcı olabilecekken :)

Eyvallah usta derim o zaman ;)

mefisto dedi ki...

sonuç olarak profiterol candır, diyebilir miyiz? deriz bence.

Mr.E dedi ki...

Denmez mi be ya :)

Deja Vu dedi ki...

pek bi ağır abi yazısı olmuş bu Mr.E :):):)

Mr.E dedi ki...

Hoşgeldin :)

Ağır abi yazısından ziyade kişisel bir yazı oldu :) Eski yazılara bakarsan aslında bunun gibi yazdığım yazılar var. Sadece uzun zamandır yazacaklarımı toparlayamıyordum :)

Deja Vu dedi ki...

heyyy, biliyorum:):)

Mr.E dedi ki...

Bu deja vu bildiğim deja vu'mu? :)

Deja Vu dedi ki...

Hahahhh :):) hani senin arkadaşının katılacağı bir program vardı..Mimarlıkla ilgili.... Abisi ile ilgili görüşlerini anlatan bir yorumcu vardı..O deja vu :):):)

Mr.E dedi ki...

O zaman ben kime ne anlatıyorum ki :D

Lô - Lâ dedi ki...

bu saatte canim profiterol cekti :(

Mr.E dedi ki...

Yazdığım yazıdan bu kadar profiterol çağrışımı oluyorsa bir yerde bir şeyleri yanlış yaptım sanırım :)

francesca mckennitt dedi ki...

Benim en sevdiğim kısmı bu :) Dediğin gibi, hedef kadar duraklar da önemli.. Mutluluk farkındalık kazanmaktır, ne güzel demişsin, yeni yıla güzel bir giriş oldu :)

Mr.E dedi ki...

Hoşbulduk o zaman :)

Summer Scott dedi ki...

ne güzel yazmışsın ama bayıldım. gerçekten çok hemde :)

''profiterol yemek" değil "profiterol yapmak'' bunun ayrımını yaptığımız sürece mutlu olabiliriz. yoksa noktaya hedeflere her zaman yaklaşamayız önemli olan hedefe ulaşırken duraklarda tanıdığın kişiler geçirdiğin eğlenceli vakit..

gerçekten bayıldım yazına

Mr.E dedi ki...

ehe çok teşekkür ederim ^.^ Ne güzel yazı birine daha "ulaşmış" ^.^

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Yeni geldim buraya.
Yazınızı parçayla birlikte bir kez daha okudum. Çok sevdim.
Farkında olmak bazen hoşuma gitmese de hak verdim size. Cehalet mutluluk değil belki. Farkındalık kazanmak da bir yere kadar, çözüm her zaman içinde olmayabilir. Çevresel faktörler, küresel ısınma, dünya politikası gibi tüm dünyayı saran problemlerde aldığımız bireysel önlemler bizi bir dereceye kadar mutlu kılar. "Evet, ben farkındayım, çocuklarımı şöyle bilinçli, böyle insan yetiştiriyorum" ya sonrası...dışarı çıkardığım dünya beni hiç mutlu etmiyor işin doğrusu.

Not: Choux hamurunun akıbetini merak ettim. Konuyla ilgili yardım edebilirim:))

Mr.E dedi ki...

Hoşgeldiniz :)

Yazıyı sevmenize sevindim. Farkındalık kazanmanın şöyle bir de avantajı var; neyi görmezden gelmek istediğinizin seçimini size bırakır :) Dışarı çıktığınız zaman dünya sizi memnun etmiyorsa, dışarı ile ilişkileri minimuma indirip kendi mutlu olabileceğiniz dünyayı bir yerde oluşturmak çözüm olabilir belki. Bunun en basit örneği olarak hiç cep telefonu kullanmayan insanlar tanıyorum ve hallerinden de son derece memnunlar. Ama tabi bu kişisel bir tercih o yüzden kesin doğrudur diyemem :)

Choux hamurunun akıbeti şimdilik muğlak. Tezime odaklandım, boş vakit bulduğum bir ara gelişmeleri buradan duyuracağım :)

Semi`nin Mutlu Elleri dedi ki...

Ok. Takipteyim:)

emir begit dedi ki...

Way Mr.E müthiş bir yazı olmuş bu nasıl kaçırmışım bunu..
Ama benden de bu kadar kaçar...
Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe
kazanılır süper

Mr.E dedi ki...

Artık okuduğuna göre bir şey kaçırmadın demektir emrilyo ;)