25 Eylül 2011 Pazar

Tam o sırada 18

Durmeyoooo!!

Playlist 19

Ben uzun zamandır playlist yapmamışım yahu. Bu ayıbı bir şekilde telafi etmek lazım. Bu sefer Lounge playlist yapayım sizlere. Öncelikle yeni keşfetmiş olduğum "Berk & Virtual Band"in yorumladığı Viva la vida ile başlayalım. Sonra benim deliler gibi arayıp sonunda bulduğum Por la orilla del rio ile devam edelim. I dont wanna dance ve Please dont let me be misunderstood   ile de yavaş yavaş liste kıvama gelmeye başlıyor. Beat it ile listeyi yarıladıktan sonra ikinci yarıya Fragile ile başlayalım. Peşisıra Smooth operator çok şık olur. Rhythm of the night ile biraz daha hareketlenelim, Wind of change ile değişelim ve Boy's dont cry ile bitirelim bu listeyi :) 

Kamil #2

Hayatı zaten yeteri kadar parlak sürmeyen Kamil için Ahmetli'ye dönmek bir nevi terapi olacaktı kendisine. Annesini doğumda babasını da küçük yaşta kaybettikten sonra Kamil'i dedesi ve ninesi büyütmüşlerdi. Lise mezuniyetine kadar büyün hayatı da orada geçmişti. Yani kendi kabul etmese bile iyi kötü bir çevresi vardı. Her ne kadar kendisinin sicili bozuk bile olsa dedesinin hatırına kredisi vardı Ahmetli'de.

Dedesi, eve yakın olan Kardeşler kıraathanesinde "Ballı Recep" olarak tanınırdı. Kıraathanedeki eski okey ustalarından biri olan Recep bu lakabını her el elinden eksik olmayan okeye borçluydu. Mahallede okeyde parasını almadığı adam kalmamıştı. Zamanla kıraathaneye gelen gençlerin sayısındaki artış ve yaşı nedeniyle kıraathaneye gitmeye zorlanmasıyla beraber iyice eve kapanmış, bundan çok kısa bir zaman sonra da hastalanmıştı.

Otogar'da oturmuş hareket saatini beklerken Kamil'in tek düşüncesi nenesiydi. Çayından bir yudum aldıktan sonra yüzünü ekşitip "beceremiyorsanız yapmayın şu boku arkadaşım! Bir tane keyfimiz var onu da mundar etmeyin" diye içinden söylendikten sonra tekrar aynı soru ile başbaşaydı; Ninesinin sesi neden o kadar sakin, hatta huzurlu geliyordu acaba telefonda?  Bu soru kafasında dönerken yapılan anonsla kendine geldi. Otobüsünün hareket saatinin geldiğini söylüyordu anons. Otobüse bindiğinde ise yolculuğun ilk süpriziyle karşılaşacaktı; yerine kendisinin iki katı bir adam oturmuş ve uyuyordu. Bir iki uyandırmaya çalıştıysa da başarılı olamadı ve mecburen koridor tarafına taşacak şekilde oturdu. "Dakika bir gol bir anasını satayım" diye söylene söylene yola çıkmıştı. Ama bilmiyordu ki bu sadece başlangıçtı...

21 Eylül 2011 Çarşamba

Kamil


Kamil ile tanışın efendim.Kendisi 30 yaşında ve İstanbul'da yaşıyor ama aslen Manisa, Ahmetli'li. Liseden sonra okumaya gerek duymamış ama girdiği hiç bir işte de başarılı olamamış bir "kaybeden". En son işportacılığı da deneyen Kamil, zabıtadan yediği yüklü miktarda dayaktan sonra "lanet olsun arabasına da hıyarına da...." diye sayıp söverken çalan telefonuyla kendine gelir. Arayan ninesidir ve dedesinin çok hasta olduğunu, bir haftayı belki çıkartamayacağını ve son arzusu olarak kendisini görmek istediğini söyler. Zaten hayatından bezmiş olan Kamil için Ahmetli'ye gidip dedesini ziyaret etmek ona da iyi gelecektir. Hatta belki de bir efsanenin doğuşu bu ziyaret ile başlayacaktır..........kim bilir?

19 Eylül 2011 Pazartesi

Biz biliyoruz da mı oynuyoruz?

Ben geldiiim! Tatil bitti ve tekrar İstanbul'a (kürkçü dükkanı) döndüm. Pfff yaazacak çok şey de birikti. Biri Mia'dan biri Deep'ten olmak üzere iki adet mim var, yayınlanacak bir iki post İzmir Fotoğrafı var...Neyse zamanla yavaş yavaş yazarız artık.

Şimdi başlığa gelecek olursak; İzmir'deyken iki adet düğün geçirdim. Çok sevdiğim arkadaşlarım evlendi dolayısıyla oynamamak olmazdı. Fakat şöyle bir şey farkettim; düğünlere gidenler çok gereksiz süsleniyor arkadaş..Kızlar bakın bu lafım size; gelinden güzel olmaya çalışmayın. O, gelinin günü. Ne kadar uğraşsanız da olmaaaaz boşuna süslenmek için çok çaba harcayıp bir de düğüne geç kalmayın değmez. Erkeklere de iki çift lafım var; o taktığımız kravatlar geceyi ya ceketin cebinde, ya Rambo stili kafada tamamlıyor. Yani eğer bir kıyafet kısıtlaması yok ise, rahat ve şık gitmek daha iyi sanki. Fotoğraflarla örneklemek gerekirse geceye böyle başlayıp;


Böyle bitirmemek lazım

(Diego Lugano stayla)

Tamam belki fotolar aynı günden değil, ama en azından kendimi rencide edeyim dedim. Siz ne demek istediğimi anladınız nasılsa....anladık değil mi? O_o


O kadar düğün demişken, şu şarkının düğünlerde çalınması da bitsin artık buradan huzurunuzda kampanya başlatayım. Tamam belki hareketli söylendiğinde oynanıyor olabilir ama bu nedir arkadaş? Hazır söylüyorsun arada "Nikah Masası" da söyle, en azından günün anlam ve önemini belirten de bir şarkı olsun :))) 

12 Eylül 2011 Pazartesi

Tatiiiiiiiil

Tatil negzel şey ^_^ Pek yakında yeni fotolarla buradayım bir yere kaybolmayın ;)

9 Eylül 2011 Cuma

Bir Yol Hikayesi - Elazığ 2

 Şefik Gül Kültür Evi

 Şefik Gül Kültür Evi

 Şefik Gül Kültür Evi

 Geleneksel gakkoş kıyafeti, tesbihi eklediği için Mr.H'ye teşekkür ediyoruz :)

 Şefik Gül Kültür Evi

 Şefik Gül Kültür Evi

 Orcik küpü

 Harput Kalesi

 Kaleden Elazığ manzarası

 Elazığ


 Keban baraj gölü

"Burada ben de varım!"

 Biber

 Yaşlı

 Keban baraj gölü

 Balak Gazi

 Keban baraj gölü ve Palu Pertek (sağda)

 Buzluk Mağaraları girişi

 Buzluk Mağaraları
 Yazıyoruz adımızı dağlara taşlara

 Keban Barajı

 Keban Barajı

 Çırçır Şelalesi

Çırçır Şelalesi