30 Mart 2011 Çarşamba

Playlist 9

Farkettim ki nicedir playlist yapmamışım, hazır tema da bulmuşken bir liste daha yapayım ^.^
Bu seferki listemiz piyano ağırlıklı eserlerden oluşsun. Vanessa James ile başlayalım. Daha sonra Yiruma gelsin. Tuomas Holopainen ve Lara Fabian ile devam edelim. Blue ve Elton John düeti gelsin peşisıra. Debussy... Fazıl Say... ya da biraz tarz değiştirip Evanescence mı desek?
Levent Yüksel ile sona yaklaşırken kapanışımızı beklenen şarkıyla yapıyoruz efendim. Esen kalın ;)

29 Mart 2011 Salı

Bahar mağduru Mr.E

Ben her bahar maymun olurum
Alerjik olur halsiz olurum
Filizlenir polenlerle burnum
Taşar içimden ruhum

Son bir haftadır durumumun özeti budur sevgili bloggerlar. Şu anda bir fırsatını bulabildim de bloga da girebiliyorum. Ortalarda yokken neler olduğunun özetini bir yapayım da ortalık bir şenlensin hele :)

Son bir haftadır tekrar Mardin'deyim. Polisevinden kumanda panelime girebiliyorum fakat blogu görüntüleyemiyorum. Müzeden bağlandığımda ise sorun yok bu yazıyı da o yüzden böyle rahat rahat yazıyorum :) Mardin'e geldiğim günden beridir de bahar çarptı beni. Akşamları 20.00 gibi yatıp on, on iki saate yakın uyumalar, halsizlik, sürekli "geberik" modda dolaşmam...Vitamin de alıyorum ama durum hiç değişmedi işin garibi. Bakalım sonum ne olacak.

Diğer taraftan projeyi çizen ekipten bir arkadaşım da buradaydı. Projede eksik kalan ölçülerin alınması, projenin revize edilmesi derken adam akıllı bloga girebilecek vaktim de çok olmadı. Asıl keyifli ve önemli konu ise henüz bu halimle on sayfasına bakabildiğim toplamda bin küsür sayfa olan, beraberimde getirdiğim tezlerin okunması konusu ^.^ 28 Nisan'da tezimi hocaların karşısında geçip anlatmam lazım fakat henüz bir şeye başlayamadım negzel değil mi ^.^

Offf off çok dertliyim be blog..... Şu şapşallığı atsam da macera kaldığı yerden devam etse ;)

Bu arada sanmayın ki sizlerle müzikal açıdan bir şeyler paylaşmayı unuttum :) Buyrun efendim buradan yakın, afiyet olsun :)


Ek: Şarkıyla ilgili olarak Ms.N'den "Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum, yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar" daha uygun olur hatırlatması geldi. Teşekkürlerimi sunarım :)

25 Mart 2011 Cuma

Bu ne be!!!

Bu ne arkadaş?!!?

Kumanda paneline girebiliyorum, yorumları onaylayabiliyorum, yeni yazı yazabiliyorum...

AMA

Blogu görüntüleyemiyorum!!! 

Hayır DNS ayarlarımı da değiştirdim, başka bu problemi yaşayan var mıdır acep?

19 Mart 2011 Cumartesi

17 Mart 2011 Perşembe

Pembe Mezarlık


Daha önce bu blogda sizlerle Buzdan Şato'yu paylaşıp, Model'den bahsetmiştim. Gidip albümlerini de aldım, 10 numara albüm yapmışlar ellerine sağlık. Bu yazının yazılış nedeni ise albümdeki beşinci şarkı olan Pembe Mezarlık. Yine dayanamayıp bir şeyler karaladım şarkıyı dinlerken ve yukarıdaki çizim çıktı ortaya. Şarkıyı da beğenirsiniz umarım :)

Bu aradaaaaaa sonunda kadın da çizebilmeye başladım hem de artık çizdiklerim travestiye benzemiyor oleeey oleeey oleeey. 


Bkz.

Mehmet Ali Okar


Bu yazıyı paylaşma nedenim aslında geçen akşam babamın bana gösterdiği bir yazıdır. Bir şekilde eline dedesiyle ilgili bir kaynak geçmiş, ben de direkt atladım yazının üzerine :) Yazı Kâzım Öztürk'ün yazdığı Türk Parlamento Tarihi - TBMM 3.Dönem - 1927-1931, III. Cilt - Üyelerin Özgeçmişleri, sayfa: 77 – 78. Türkiye Büyük Millet Meclisi Vakfı Yayınları No. 10 'dan alıntıdır.

"Mehmet Ali (Okar)
(Artvin) (658)


1880’ (1296) de Selânik’te doğdu. Babası Ömer Avni Efendi, annesi Rabia Hanım’dır.  İclal Hanım’la evli; Ahmet Celal, Mehmet Müntekim, Fatma Türkân ve Ayşe Rabia’nın babasıdır.

Ekim 1902’de Harbiye’den piyade teğmen rütbesiyle mezun oldu. Kozköyü 24. Alay, 4. Tabur, 1. Bölüğe misafireten atandı. 6 ay Kozköy Sınır Karakolunda görev yaptıktan sonra Mayıs 1903’te 21. Alay, 41. Tabur, 3. Bölüğe atanıp Taburuna Prizren’de katılarak isyan halinde bulunan Lüma’ya gitti. Eylül 1903’te Makedonya İsyanı üzerine taburu ile Karsova’ya intikal etti. Köprülü’de hat korumasına 150 neferle memur edildi. Karsova yakınında Hop köyünde 30 kişilik Bulgar çetesini teslim aldı. 1 Eylül 1904’te taburu ile Manastır’a geldi, yeni kurulan Avcı taburuna atandı. Selânik 3. Taburunda 4 ay kaldı. Askerin bakılmadığını telgrafla şikayet ettiğinden 3. Taburun 10 subayı ile birlikte Selânik’te 3 ay tutuklu kaldı. 17. ve 18. Nişancı taburlarında bulundu ve eski birliği 21. Alay, 4. Tabura atandı.

1906’da üsteğmenliğe yükseldi. Bu arada bölük komutan vekilliğinde bulundu. Aralık 1908’de taburu ile Yanya’ya gidip ihtiyatların çıkardığı isyanı bastırdı.

31 Mart 1909’da Avlonya’da subaylar katledilmeye başlanınca oraya gidip katillerin yakalanması görevinde bulundu ve bunları İstanbul’a gönderdi. Daha sonra birliği ile Maçura sınırında karakolları teslim aldı. 1909 ortalarında atış okuluna verildi. Atış yarışmasında ikinci olduğundan Mahmut Şevket Paşa’dan ödül olarak Browning tabanca aldı. 1910’da Selânik Küçük Zabit Okuluna atandı. Balkan Savaşına kadar burada kaldı.

6 Ekim 1912’de yüzbaşılığa yükseldi.

Balkan Savaşında Nizamiye 13. Fırka’nın Kurmay Başkanlığında seferberlik hazırlığında bulundu. Köprü mevkiinde ordunun acı mağlûbiyetinden sonra kısa süre karargâh komutanlığını üstlendi. Yanya’da Kanlı Tepe muharebelerine fırkası ile katıldı ve ordunun erzak ve mühimmatını sağladı. Delvina’da mevki komutanlığı görevi verildi. Çeşitli muharebelere katıldıktan sonra 6 Eylül’de Gülcemal vapuru ile İstanbul’a geldi. 2 Ağustos 1913’te Şark Ordusu Otomobil ve Fen Komutanlığına atandı. Ordunun dönüşünde 71. Alay, 1. Tabur, 3. Bölük Komutanlığına atandı. 16 Mart 1915’te Tayyare Mektebi Depo Subaylığına verildi.

19 Mart 1917’de 4. Mecidi Nişanı aldı. Alman Hükümeti tarafından 2. Sınıf Demir Haç Madalyası ile ödüllendirildi.

Atatürk’ün çocukluk ve okul arkadaşı olup, soyadı Atatürk tarafından verilmiştir.

23 Şubat 1919’da kıdemli yüzbaşı (kolağası) rütbesine yükseldi.

Ayastefanos Tayyare İstasyonu Komutanlığında görevli bulunduğu sırada kalp rahatsızlığı nedeniyle 22 Haziran 1919’da malûlen emekliye ayrılıp İzmir’e yerleşti. Tarımla uğraştı. Buca Belediye Başkanlığına seçildi.

Bu görevde iken TBMM III. Dönem seçimlerine katıldı. Yapılan seçimlerde 174 oyla Artvin milletvekili seçildi. 1 Eylül 1927’de mazbatasını alarak, 1 Kasım 1927’de Meclis’e katıldı. 14 Kasım’da mazbatası onaylandı.

Divanı Muhasebat (Sayıştay) ve Seçim Mazbatalarını Tetkik komisyonunda çalıştı.

IV. Dönemde Artvin’den, V. Dönemde de Çoruh’tan milletvekili seçilen Mehmet Ali Okar, 17.7.1935’te Ankara’da öldü. Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verildi."

Aşağıya da belgenin görüntüsünü koyarak bu yazıyı burada sonlandıralım, vesileyle de büyük dedemi anmış olayım :)

11 Mart 2011 Cuma

5N1K v8.3.1

          Nerede?
                               Nasıl?
                                                Ne Zaman?
                                                                         Neden?
                                                                                             Kim?

Allah çektirmesin #4

Mardin'de çektiğim fotolardan bir miktar daha ekleyeyim uzun zamandır foto koymuyordum buraya, değişiklik olur :)















8 Mart 2011 Salı

Tam o sırada 9

Fast Food

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Kağıt üzerinde ne kadar güzel bir gün değil mi? Hatta yanlış hatırlamıyorsam bugünün esas adı da "Dünya emekçi kadınlar günü" imiş eskiden, ama yanılıyor da olabilirim, tam emin değilim o nedenle bir iddiam yok bu konuda. Neyse konuyu dağıtmayalım. Benim bildiğim kadarıyla tarih boyunca kadın hep "en iyi yardımcı kadın oyuncu" durumunda kaldı. Her ne kadar Ortaçağ ve Yeniçağ'da entrika ve saray oyunlarıyla perdenin arkasında, kumandayı ellerine almış olsalar da fiilen sosyal hayata katılmaları 19.yy'a denk gelmekte. 

Düşünün ki 19 yüzyıl boyunca dünyanın ve zamanın çoğu yerinde erkeğe denk görülmemişsiniz bile. Bunu küçümsemek ya da bakın işte durumunuz bu demek için yazmıyorum. Lütfen yanlış anlaşılmasın. Hatta tarih boyunca kadına saygı gösteren pek çok uygarlık da var. Bunun da farkındayım. Ama kafalarının içi karanlık bir güruh var ki işte o "kalabalığa" göre sizin hayattaki rolünüz sadece figürasyondan ibaret. 

Bunu neden yazıyorum; kadını figüran olarak gören erkek müsveddesi, herhangi bir problemle karşılaştığında sorunu akıl kullanıp kelimelere dökemeyecek kadar aciz olduğu için şiddeti seçerek çözmeye çalışmakta, bunu da yapmak konusunda kendinde hak görmekte...Ne büyük bir ayıp...ne büyük bir çaresizlik...ne büyük bir utançtır bu. Kendinden fizik olarak güçsüz bir bireye (Kadın,çocuk) el kaldırabilen insanımsı sosyal hayatta muhattap da bulabiliyor işin ilginci. "Benim oyum ile dağdaki çobanın oyu bir mi" diye soran arkadaşa herkes yüklenmişti, e bu adamlar da oy kullanıyor? Derdini kelimelerle anlatamayan, sorununu konuşarak çözmeyi zaten geçtim, bu insanımsıların oyları geçerli de oluyor üstelik.....işte bunu düşünmek gerekiyor bence

Bu kadar lafı neden ettim?

Özellikle kadına uygulanan şiddet liginde zirveye doğru emin adımlarla ilerlediğimiz şu günlerde, "Dünya Kadınlar Günü" daha da anlamlanıyor. Bugün etrafınızdaki kadınlara bir güzellik yapın. Güzel bir söz söyleyin, güzel bir jestte bulunun, illa maddi bir ağırlığı olmasa bile manevi olarak anlamlı bir hediye verin. Çevrenizde şiddet mağduru bir kadın varsa bir şeyler yapmaya çalışın. En azından o kadınlara kendilerini değerli hissetme fırsatı sağlayın. Gönül ister ki bu 365 gün olsun, ama mevcut şartlar altında bu bir hayal ne yazık ki..

Yine de bir yerden başlamak lazım....Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun

7 Mart 2011 Pazartesi

Playlist 8

Ben playlist yapmayalı yine baya zaman geçmiş hiç haber vermiyorsunuz valla. Bu seferki temamız gitar ağırlıklı şarkılar olsun o zaman. Raul Midon ile başlayalım bu listeye, Blackmore's Night ile devam edelim. Tempoyu bozmadan Blind Guardian gelsin hemen, sonra bir üçkağıt yapıp ukulele'yi de gitar sınıfından sayıp Jason Mraz'ı ekleyelim listeye :) Gitardan gidiyorsak The Eagles'ı unutmamak lazım. Sonra Carlos Santana'sız bu liste eksik kalır onu da ekleyelim. RHCP da listede yer almalı. Sonra Sting....onsuz da olmaz bu liste. Daniel Bedingfield benim kontenjanımdan giriyor bu listeye :)

Son parçayı da dayımın tavsiyesiyle ekliyorum listeye :) Al Di Meola, Paco de Lucia ve John Mc Laughlin'den gelsin bu da

2 Mart 2011 Çarşamba

Mr.E yasaklara karşı!

Bu ülkede bütün sorunlar "vanadan kapatma" yolu ile çözülüyor. Çok lazımmış gibi, diğer yöntemler zaman ayırmak ve işi bilmekle alakalı olduğu için tercih edilmiyor. Pire için yorgan yakmak deyimi sanırım bu durumu tam olarak karşılamakta zira yapılan şey tam olarak da bu. Az önce Tweeter'da denk gelip retweet yaptığım bir yazı var; 3 Maymun, önce gözümüzü kapattılar #youtube, sonra kulağımızı tıkadılar #fizy, şimdi de ağzımızı kapatıyorlar #blogumadokunma...sanırım herşeyi çok güzel özetliyor bu durum.

Neyse efendim ben sinirlenmemeye çalışıp, size son gelişmeyi aktarayım; ben de bu blogu yedekleyip, geçici olarak hem buradan, hem de wordpress.com'dan yayınıma devam edeceğim. Bir aksilik olur da bu blog toptan kaybolursa diye bir yedeği oraya aktardım. Blog adı da aynı onda da bir değişiklik yok, beklerim efendim; http://budamigoldegil.wordpress.com/