24 Kasım 2011 Perşembe

Mimarlık öğrencilerine iyi davranın, onlara çok yükleniyorlar

Mekan, hacim, kütle, oran, orantı, ritm gibi kavramların ne olduğunu sorgulamaya başladığınız bir zamanda ilk travmayı tasarım dersinde yaşarsınız. Hocaların verdiği maket ödevini getirdiğiniz ilk derste hoca size "Analoji yapma, amorf olsun" der. Ne dediğini anlamanız zaten iki hafta sürer ki buna hızlı tepki verip maketinizi değiştirmenizi isterler. Ya da bunu beklemez kendileri başlarlar maketinizi kesip biçmeye. Bunun bir diğer muadili ise  istedikleri çizim ödevi üzerinde yaptıklarıdır. Şimdiye kadar hep bir şeyler yapmaya teşvik edilen öğrenciler olarak günlerinizi harcayıp kurşun kalemle yaptığınız çizimin üstünü kırmızı tükenmez kalemle çize çize olmamış, yanlış, burası yeteri kadar iyi değil diye diye çizip bir de yine aynı kalemlerle açıklama yazarlar ki eğer hayatınızda ilk defa birisi yaptığınız bir şeye böyle davranıyorsa oturur ağlarsınız. Merak etmeyin; "ben erkeğim, ben ağlamam ehe ehe" diye aklınızdan geçiriyorsanız insanın sinirden de ağlayabileceğini hatırlatmak isterim. Dediğim gibi çizim ve maket birbirinin eşidir neredeyse. Çizimde durum yukarıda yazdığım gibiyken makette; söküm, kesim, yeniden-yapıştırma, "tut bakayım şunun ucundan" aşamaları mevcuttur.

Çizim aşamasında kurşun kalemle çizerken her şey iyidir ama ne zaman rapido kalem ile çizmeye başlarsınız işte o zaman şenlik başlar. Mürekkebini kendiniz koyduğunuz bir kalemle işiniz bittikten sonra elleriniz Rorschach testine dönmüştür bile. Eğer sabahlamışsanız, sabaha karşı elinizdeki lekelerden anlamlar çıkartmaya başlarsınız. Böylece çizim sürecini keyifli hale bile getirmiş olursunuz. Maket yapımı çizime göre biraz daha tehlikelidir. Elinizi kesme riskinin yanında yapıştırıcıdan kafayı bulma ihtimaliniz de vardır. Bir süre sonra anlamlı - anlamsız, komik olsun olmasın her şeye gülmeye başlamanız bu yan etki yüzündendir. Maket yapım aşamasının en iyi tarafı ise bir süre sonra maket bıçağı ile kendinizi koruyabilecek aşamaya gelmenizdir.

Çizimle ilgili bir diğer ders grubu ise "Yapım bilgisi"dir. Temel, duvar, kapı, pencere, mutfak, banyo,merdiven, çatı, baca ve detay çizimleri bu ders grubu içerisinde öğrenilir. T cetveli denen aletin en çok kullanıldığı ders grubu yine budur. Bu ders grubunun sonunda kendinizi ispat etmek için uygulama projesi çizmeniz istenir. Genelde hocalar gerçekçidir ve imkansızı isterler :) ilk başlarda 35cm x 50cm'lik aydingerlere çizimleriniz sığarken, Uygulama projesi aşamasında pafta boyutları 70x100 hatta 100x140'a kadar büyüyebilir. 

Mühendislik dersleri diye adlandıracağım statik, mukavemet, yapı statiği, betonarme 1 ve betonarme 2 dersleri ile de inşaat mühendisleri ile aynı dili konuşma imkanı kazanırsınız. Yapacağınız şehircilik projesi ile kentsel tasarımcıları, mimari çevre düzenleme dersi ile peyzaj mimarlarını, iç mekan tasarımı dersi ile iç mimarları, bina teknik donanımı ile makine ve elektrik mühendislerini biraz da olsa anlama imkanı kazanırsınız. Bu dersler dışında yazları yapacağınız şantiye, büro, harita ve rölöve stajlarıyla da mezun olduktan sonra çalışabileceğiniz iş dalları konusunda bir fikir sahibi olmanız hedeflenir.

Bunlara ek olarak; bina bilgisi, insan ve mekan, insan ve çevre, sanat tarihi, mimarlık tarihi, yapı malzemesi, imar kuralları, bina tasarımı ve ekonomisi, mimari iletişim teknikleri gibi teorik ve altyapınızı sağlamlaştıracak dersler almanız mümkündür. İhtimal üzerinden konuşuyorum çünkü yukarıda anlattığım dersler Dokuz Eylül'de okuduğum dönemde verilen derslerdi. Bunların yanı sıra öğrenciliğiniz süresince ilginize ve izlemek istediğiniz yola göre alabileceğiniz seçmeli dersler de olacaktır. Mesela ben "Ege'de antik çağ mimarlığı", "Çağdaş Batı mimarlığı ve uygulamaları", "Rönesans mimarisi ve etkileri" gibi seçmeliler almış, çok da eğlenmiştim.

Bütün bu ders faslından sonra mimari tasarım, ya da başka bir deyişle proje derslerine son bir paragraf açmak istiyorum. Mimarlık'ta, özellikle de projelerde tek bir doğru yoktur. Pek çok farklı tasarım kabul edilebilir. Önemli olan nedenlerini sağlam oluşturmaktır. Bu nedenler projenizin "konsepti" olacaktır. Bu konsepti belirlemek ise bir önceki yazıda yazdığım görgü ile gerçekleşen bir durumdur. Siz ne biliyorsanız tasarımınız o olacaktır. Bu yüzden aldığınız teorik dersler, incelediğiniz örnekler, baktığınız dergiler teorik altyapınızı oluşturmak için çok önemlidir. Hatta o yüzdendir ki proje sadece çizim değil, çizim öncesi ve sırasında yapılan araştırmalar da çok önemli bir yere sahiptir.



Not: Geçen yazıda "dış mimar" diye bir şeyin olmadığını anlatmama rağmen hala "ehe ehe dış mimar mısın sen?" diye şirinlik yapmayı düşünen arkadaşlara pek değerli arkadaşım Mr.H'den gelsin;

"Hani siz mimarlığı iç ve dış olarak ikiye ayrılıyor sanıyorsunuz ya.Size belli etmiyoruz ama kendi aramızda çok gülüyoruz lan size :D"


4 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

Zor valla ya, içim karardı okurken :)

Mr.E dedi ki...

Aslında zor olduğu kadar eğlenceli o sayede çekiliyor zaten :)

Joy dedi ki...

Piuu, üniversite hayatımı yatarak geçirdiğimi bir kez daha idrak ettim:)

O zaman sana "Eye of the tiger" eşliğinde "No pain no gain" diyor, uzaklaşıyorum:D

Mr.E dedi ki...

estağpiti piti :)