10 Ağustos 2011 Çarşamba

Tahammülsüzlük

Ne kadar da fazla çıkmaya başladı "öteki" ile "beriki" arasındaki tartışmalara dayanan haberler. Ne kadar gerginiz, ne kadar bahane arar haldeyiz..Utanmasak ayağımızı vurdu diye tutup ayakkabı ile kavga edeceğiz.

Her ne kadar burada pek çok kez tersini savunsam da bu durumlarda cehaletin bir erdem olduğunu söylemem gerekiyor. Bu kadar (zorla) "farkındalık" kazandırılmamış olsak bu kadar gerilmeyeceğimizi düşünüyorum. Açılıyoruz, kucaklıyoruz, farkındayız diye insanları komşularından, kardeşlerinden soğuttular. Her yaptığımız hareket birilerini rahatsız eder oldu. Hatta yıllar boyu içimizde o kadar sıkıntımız varmış ki demokratik olarak bunları dile getirme hakkına kavuşur kavuşmaz insanlar birbirlerini vahşice suçlamaya başladı. Ulan bir durup kafanızı bir kaldırın hele bakın neler oluyor!

Özellikle 80 sonrası nesiller bilinçli şekilde apolitize edildi. İdeolojileri ortadan kaldırıldı. Şimdi o ideolojisiz güruh o kadar güzel bir oyun hamuruna dönüştü ki, kim nereden yoğursa o kıvama geliyoruz. Hele ki okumayıp, araştırmayıp "koyun" kalmayı seçenler en kıvamlı durumdalar şu an. Ötekileştirme sürecinde o kadar güzel açıklamalar var ki sanırsın oyun kartlarında bulunan ırklar olduk. Her ırkın bir özelliği var; zayıf noktaları, güçlü noktaları.. Bir nevi taş kağıt makas oyunu gibi. Her ırk diğerine göre üstünmüş, biri diğerini yenermiş gibi aksettiriliyor sürekli. Hatta bununla beraber bir dezenformasyon da mevcut. Artık o kadar referanslarımızı kaybetmiş durumdayız ki insanlar ciddi ciddi bir bilgi ile ilgili olarak "ama ben bunu Wikipedia'da okudum, orada yazıyor bu" diye saçmalayabiliyorlar. O kadar farkındalık sahibi edilmiş bilinçsizlere dönüştük ki, insanlığımızı kaybetme noktasına geldik. Düşünmüyoruz, empati kurmuyoruz, çözüm üretmiyoruz...Sadece dediğimizi kabul ettirmeye çalışıyoruz, etmeyene ise çeşitli şekillerde saldırıyoruz. Çıkan haberler de bunun göstergesi; Ramazanda sokak ortasında sigara içiyor diye linç edilmeye çalışan insanlar var mesela. Bu haberde herkes linç etmeye çalışan halka suç buldu mesela okuduğum yorumlarda..Peki sigara içenin hiç mi suçu yok? Kapalı bir yere girip insanların nefsine bir etki yaratmayacak bir yerde içmeyi düşünecek kadar incelik gösteremez miydi o hanımefendi? Karşılıklı olarak bir problem var ortada. İnanç konusunda bile insanlar aşırı kutuplaşır oldular. Yapılan her eylem karşı tarafın gözüne sokulurcasına yapılıyor..bir durun ya ne bu garez ne bu kin ne bu öfke? Bir 10-15 sene öncesine kadar insanlar birbirlerinin görüşlerine inançlarına daha saygılılardı. Daha bir dikkat edilirdi bir şey yapılmadan önce. İnsanlar onurlarıyla yaşarlar, ona laf getirmemek için binbir sıkıntıya düşerlerdi...Aah ah nerede o eski "insanlık", "adamlık"..

Sevgili Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist, Ateist, Agnostik kardeşim, 

Nasıl ki tek başımıza yaşamıyorsak, beraber yaşamak için de çaba göstermemiz gerekiyor. Ama bu şiddetle, nefretle, kinle, taşla, sopayla değil; konuşarak, anlamaya çalışarak, derdini anlatarak yapılabilecek bir şey. Karşında hala konuşabileceğin birileri varken yapılması daha makbul bir şey. Yoksa ilk çağ klanlarına dönüp iktidar savaşlarına başlayacağız.

Yarın kalkınca bir değişiklik yapıp çevremizi anlamaya çalışalım. Acaba? diye soralım. Neden? diye, yeri gelince Neden olmasın? diye. En önemlisi de Nasıl? diye soralım da bu gerginlik bitsin artık. Cem Karaca'nın dediği gibi "Bu son olsun"


8 yorum:

K.C.S. dedi ki...

Ezbere yaşamayı bıraksak bunların her biri zaten önümüzde belirecek hemen ama malesef...

Mr.E dedi ki...

Değil mi...

Đëjάώυ dedi ki...

evet katılıyorum ezbere yaşamasak ve düşünebilsek, düşünmeye üşenmesek ve korkmasak !! ..

crazywomanrosemary dedi ki...

yüzeysel yaşamanın getirdikleri..hiçbir şeyi özümsemiyoruz..ruhlarımızı besleyemiyoruz..sevgisi bitmiş yüreklerin toplum oluşturma diye bir yetisi olamıyor bu yüzden..Yeterince ne kendimizi ne de başkalarıını seviyoruz..yaşam için SEVGİ şart ardından anlama,kavrama bütünlük gelir..İşin özü S E V G İ...

ayl-in dedi ki...

Ayakta alkış! ;-)

Mr.E dedi ki...

:)

francesca mckennitt dedi ki...

En büyük problem empati yoksunluğu. Ellerine sağlık Mr.E; ekleyecek bir şey bile bulamadım, çok güzel yazmışsın.

Mr.E dedi ki...

Teşekkür ederim fran ^.^