21 Ağustos 2011 Pazar

Güneş, kum, şebeke suyu


Sabah kalktığımda el ister istemez saate gidiyor. Ulan diyorum bu kadar sıcak olduğuna göre kesin öğlen olmuştur. Fakat o da ne?!? Saat daha 08.00...Hay babayın kemüğü... Sövme kısmını atlattıktan sonra yüzümü yıkayıp giyiniyorum ki işe gideyim. İşe gitmek artık günlük rutinim haline geldi zaten. Karda, kışta, yağmurda, çamurda, toz fırtınasında, güneşte, gölgede, hafta içi, hafta sonu, bayramda, seyranda. (Şair burada ne kadar sıkıldığını mecazi olarak anlatmaya çalışıyor) Ama sanmayın ki çalışırken aynı zamanda eğlenmiyorum ;) Mesela polisevinden çıkıp dolmuş beklerken ilk güneşlenme seansımı tamamlıyorum. Çekici amele yanığımı buna borçluyum.

Daha sonra Cumhuriyet meydanına geldiğimde, gönül ister ki hemen gazetelerimi alıp şantiyeye gideyim ama öyle oluyor mu? Tabi ki hayır...ha ha ha çok ukala gözükürdüm o şekilde. Neyse ki burada gazete dağıtıcıları bu soruna bir çözüm bulmuşlar; saat 10.00'dan önce gazete bulamıyorsun bir yerde. Böylece istenmeyen kılların önüne geçmiş oluyorsun (kolumun altında gazete ile çok kıl durabiliyorum bazen). Bu problemi atladığımızda o pitoresk manzara ile karşılaşıyoruz ^_^ Tepede yakıcı güneşin bütün parlaklığını yansıtan sac kapılar, o kapıların arkasında burada ınkara dedikleri kirli beyaz (Hayal gücün genişse aynı kum) taş tozu. O kadar açık ki rengi öğle vakti güneş gözlüğü takmadan bakamıyorum çoğu zaman. Böylece ideal tatil için ideal üçlümüzün iki bileşeni tamamlanmış oluyor. Son kalemde bir miktar hayal kırıklığı yaşasam da yine de elimdekinin değerini bileceğim ve halime şükredeceğim. Sağda solda biriken şebeke suyunun oluşturduğu minik gölcükler ile ideal tatil dekorum tamamlanıyor. Bu ne büyük saadettir ^.^ Mutluluktan(!) ağlayabilirim.

Sonra bu kadar güneş yeter deyip kendimi gölgeye, ahıra atıyorum. Kuyu temizliği yaptığımız için yine sudan çok uzakta kalmıyorum. Hatta dipten çıkan balçığı görseniz buraya bir güzellik merkezi açmayı bile düşünebilirsiniz o kadar da potansiyel sahibi bir yerde çalışıyorum. Sonra gölgede iyice mayışmadan önce diyorum ki biraz da kültür turu yapmalıyım ve elime fotoğraf makinemi aldığım gibi üst katta bulunan tarihi Süryani konağına gidiyorum. İçine girip bu güzel yapıyı her gün, her gün üst üste fotoğraflamaktan bıkmadan, usanmadan işime devam ediyorum. Çok mesudum....Ramazan nedeniyle bu işleri öğlen 14.00'e kadar yapabiliyorum sonra bu güzide tesiste çalışanlar paydos ettikleri için ben de polisevime dönüyorum. Bütün günün koşturması o kadar yoruyor ki tabi bünye bir yerde dayanamıyor ve pıt diye bayılıyor yatağın üzerinde.

Gözümü açıyorum saat çoktan 18.00 olmuş. Bununla da kalmamış buçuğa olan yolu da yarılamış oluyor bazen. Yine yüz yıkayıp iftar için restorana inip sıraya giriyorum. Bazen öyle oluyor ki bütün Mardin'deki polislerle aynı salonda olduğumu hissediyorum. Öyle kalabalık öyle popüler ki sanırsın bir klüptesin. Aperitiflerimizi yedikten sonra (iftar menüsü) hafif bir drink almak için pastaneye geçip, kendi çayımı kendim dolduruyorum. Çünkü artık o kadar uzun zamandır buradayım ki artık personelden biri gibi oldum. Bir yerden anahtar çoğaltıp depoya girsem kimsenin sorgulayacağını sanmıyorum, o kadar kanıksadılar mevcudiyetimi. Böyle keyifli bir akşam üstünden sonra da gündür malak gibi uyumanın getirdiği uykusuzlukla karşılaşıyor bünye apansız. Bu sefer iki seçenek kalıyor geriye; ya spora gidip bünyeyi yorgun düşecek kadar zorlamak ya da Big Bang Theory'de kaldığım bölümleri açıp izlemek. cuma gününden itibaren ilk seçenek de ortadan kalkacağı için eminim dönene kadar tüm sezonları bitiririm ^.^ (3. sezon 2. bölümdeyim)

Uzun lafın kısası, yetti gari....Artık yakında ağzımdan burnumdan Mardin kusacağım. Hele tatil ile ilgili yazı yazan sevgili bloggerlar, sizler için sevgi dolu düşüncelerim var ^.^ (Bir miktar çivili sopa içerebilir bu düşünceler O_o) Neyse ki dönmeme tam olarak 17 gün 11 saat 55 saniye kaldı, 54, 53, 52, 51...

Yo dostum yooo gün saymıyorum ;) Çılgın şey seni hah hah hah. Burası çok eğlenceli hadi durmayın gelin siz de yazın en sıcak günlerini Mardin'de geçirip, unutulmaz bir amele yanığı tecrübesi yaşayın ^.^

10 yorum:

Antandre dedi ki...

oooh güzel güzel :D bu egoya lazımdı bu :D

particle dedi ki...

Bızzt bıızzt... Ve Mr. E'nin sıcaktan eriyen devreleri yanar yazının sonuna doğru:)) Vuu işin tahmin ettiğimden de eğlenceliymiiiş, hele hiç tatil demeden çalışma kısmına bittim.. Neyse az kalmıış, yatcan kalkcan yatcan kalkcan biticek:))

funda dedi ki...

çok eğlendim okurkennn :)
bu kadar etkili anlatılmazdı mardinin sıcağı ama az kalmış azıcık sabret :)

Mr.E dedi ki...

@Antandre dikkat ettiyse bu durumda bile eğlenmeye çalışıyorum ama olmadı ühü ühü ühühühü :'(

Mr.E dedi ki...

@Particle oyunlardan bahsettik eskiye döndük ama yatcan kalkcan kısmını yemiyorum bak aklında olsun :D

Mr.E dedi ki...

@Funda bühü bühü bühü diyorum sadece :D

Gasteci dedi ki...

bunca yıllık ustayım senin gibi yazanı görmedim. imza: duvar ustası.

Mr.E dedi ki...

Usta sorma zordayım :D

hitman-3 dedi ki...

Ben de Mardin'de gecen yıl eylülde santiyede bulunmustum, sıcagı hakkaten sıcak , amele yanıgı için bire bir. Takipteyim efenim :)
http://biseydiycem-hitman-3.blogspot.com/

Mr.E dedi ki...

Negzel derdimi anlayan biri var :D

Hoşgeldin :)