17 Ağustos 2011 Çarşamba

17 Ağustos

Annem, kardeşim ve ben 16 ağustos gecesi yola çıkmıştık Adana'dan. İstanbul'a dönüyorduk o yüzden bir mutluluk vardı tabi. Eve, arkadaşlara kavuşacaktım. Yolun Ankara'ya kadar olan kısmı böyle bir neşe içinde geçmişti. Ankara'ya vardığımızda ise bir problem olduğunu farketmiştik. Hatta birinin "İstanbul'da deprem olmuş, Adapazarı'ndan sonrası dümdüz olmuş" şeklinde ortaya attığı haber ile durum daha da tatsız hale gelmişti. İşin daha da can sıkıcı tarafı telefon şebekelerinin bloke olması ve bir şekilde İstanbul'a ulaşamamaktı. Neyse ki bir şekilde babama ulaşıp iyi olduğunu öğrendik. İçimiz bir şekilde rahatladı ama böyle bir haber üzerine kim nasıl tam olarak rahat sayılabilirdi ki?

Günez doğmaya başladığında Adapazarı'ndaydık. İki katlı otobüste üst katta ve en önde oturmanın panoramik avantajı olduğu kadar dezavantajı olabileceğini o sabah öğrendim. Gördüğüm ilk sahnelerden biri bir camiye aitti. Kendisi yolun bir tarafında minaresi ise diğer tarafındaydı. Sonra rafta duran kitaplar gibi devrilmiş, yere gömülmüş, ara katları yıkılmış ama ayakta duran binalar hatırlıyorum. Çöken yollar, panik halinde insanlar, kargaşa, kaos hatırlıyorum...

Evet ben o gece depremi yaşamadım. Dolayısıyla o paniği yaşayanlarla empati kurup, acılarını, korkularını, paniklerini anlayabilmem mümkün değil. Buradan oturup beylik büyük laflar da etmeyeceğim. "O an"ı değil sonrasını gördüm çünkü. Ben arkadaşlarıma kavuşabildim evet ama o gün arkadaşlarını geçtim; eşlerini, çocuklarını, ailelerini, her şeylerini kaybeden insanları gördüm. Kaosu gördüm.

Ben o insanların acılarını paylaşıyorum, burayı okuyan herhangi bir 17 Ağustos mağduru varsa da en derin üzüntülerimi kendisine iletirim. Bu yazıyı daha önce bir yerde yazmamış ya da birine böyle detaylı anlatmamıştım. Yazmak bugüneymiş...



8 yorum:

Mrv. Natural dedi ki...

Hep anlatılanları dinledim ama bir daha olmaması için hep dua ettim. Allah kimseye tekrar yaşatmasın.

Mr.E dedi ki...

İnşalah

HerbiRenk dedi ki...

17 Ağustos çok zordu, hala zor buradaki insanlar için, ama ders almıyoruz bu çok acı:(

hemera-nyks dedi ki...

amin.

Çakma Samurai dedi ki...

Bu millet ders almadıkça biz bu olayları çok yaşarız...

Sazan dedi ki...

Kalkıp gitmek istemiş ama bir türlü organize olamamıştık.

Saonra bir baktım, tüm saçma şeyler için bazen 5 dakikada organize oluyoruz.

Kendimden utandığım ama çok utandığım günlerdi...

Sweet Sunshine dedi ki...

kardeşim bir yaşındaydı.
ailemin beni uyandırdığını yavaşça kalktığımı ( beş yaşındayım ben de)
ardanın bebek koltuğunu ve dolaptan şu kızılay kitleri oluyor ya onu aldığımı, ayaklarıma minik terliklerimi geçirip aşağı indiğimi hatırlıyorum. yedinci katta oturuyorduk.
bizim oturduğumuz yer sağlamdı. hiç bina yıkılmadı.
ama o akşam arabada uyumuştuk hep beraber.
garipti.

francesca mckennitt dedi ki...

17 ağustosun yıldönümünde ise o bölgeye yüksek katlı bina yapım izni çıkması çok daha ironik bence. Ama tabii, bu ülkede hiçbir şeye şaşırmıyoruz.