18 Mayıs 2011 Çarşamba

İki ara bir dere

Bazen sizin de arada sıkışıp ne yapacağınızı bilmediğiniz anlar olur mu? Mutlaka oluyordur, aslında sormak istediğimi biraz daha açmam lazım sanırım. Ne yöne doğru adam atacağınız konusunda tereddüt ettiniz mi hiç diyeyim. Özellikle arada bu konu üzerine fazlaca düşünüyorum. Hala da tam olarak "budur!" diyebileceğim bir cevap bulabilmiş değilim. Sorun şu; eğitim, kültür ve yaşam tarzı olarak oryantalist(doğucu) mi oksidentalist(batıcı) mi bir referans belirlemek gerekiyor?

Bu soru nereden çıkıyor peki?

Efendim, hepimizin bildiği üzere biz göçebe bir toplumduk ve bugün yerleştiğimiz yere doğudan geldik. Yol üzerinde karşılaştığımız ve etkileşim içine girdiğimiz toplumların da kültürlerinden numuneler ekledik kendi kültürümüze. Zaten kültür de böyle gelişen bir organizma. İç dinamikleriyle yaşamına devam edip, dışarıdan aldıklarıyla besleniyor. Bu arada yine biliyoruz ki şamanlıktan müslümanlığa da bir geçiş yapmışız. Dolayısıyla inanç açısından da yaşantımıza değişik girdiler eklenmiş, adetler bunlara göre şekillenmiş, bazı adetlerimizi koruyup müslümanlığa adapte ederken bazılarından kopmuşuz. Bunların yerine yenileri gelmiş. Bunlara da tamam. Gelip yerleştiğin nihai noktada yaşayan senden önceki toplumların kültürlerinin de etkisi olmuş üzerimizde. Onların da bazı adetlerini devam ettirmişiz. Şimdi buraya kadar olanları bir kenara ayıralım. 

Küreselleşme artık öyle bir boyuta geldi ki İngilizce artık "bilinmesi gerekli" bir dil haline geldi. Fizik, matematik, kimya gibi derslerde gördüğün kuram, formül ve deneylerin hemen hemen hepsi yine batılılara ait. Dünya klasikleri yine batıya ait. Resim, heykel, mimari bunlarda da gördüğün, incelediğin, çalıştığın örneklerin hepsi batıdan. Tıp eğitimi alıyorsan Latince öğrenmen gerekiyor, hukuk eğitimi alıyorsan Roma hukukunu bilmen gerekiyor, dolayısıyla "modern" hayatın için gerekti teknik kalifikasyonlara sahip olmak için de batılı olmak gerekiyor. Buraya kadar olan kısmı da yine bir kenara koyalım.

Şimdi konum itibariyle öyle bir durumdayız ki; sadece doğuyu, sadece batıyı ve ya her ikisini birden benimseyip yaşantımızı bunun üzerine kurabilecek bir zenginliğe sahibiz. Elimizde çok zengin bir kaynak var. Fakat öyle bir kutuplaşma olmuş durumdaki, doğucu  olan batıcıya yoz, batıcı olan da doğucuya yobaz gözüyle bakar hale geldi (Bu arada bu doğucu, batıcı sıfatlarının coğrafi konumla bir ilişkisi yok kesinlikle kültürel etken yön olarak kullanıyorum). Nedendir bu tahammülsüzlük? Nedendir bu beğenmemezlik? Anlamakta ciddi anlamda sıkıntı çekiyorum. Senin elinde Rönesans'a ait bir kavram olan Evrensel İnsan (Homo Universalis) olma imkanı varken neden kullanmazsın ki böyle bir imkanı?

Batıya yönelen birinin Latince ve Yunanca öğrenmesi gerekiyor mesela temel yazılı metinleri inceleyebilmek açısından. Doğuya yönelen birinin ise temel olarak Arapça, Farsça ve Osmanlıca bilmesinde fayda var. İki taraf da kültür olarak çok derin temellere sahip. Araştırmayı, okumayı, incelemeyi seven biri için ne büyük bir arşiv düşünsenize. Üstelik hem doğucu hem batıcı olmanın da mümkün olabildiği bir coğrafyadaysanız...

Toparlamak gerekirse; ben her iki görüşün de bir arada gidebileceğini düşünenlerdenim. Fakat arada kararsızlığa düştüğüm kısım, insanları incelediğimde sanki aynı anda ikisi birden olamazmış gibi davranmalarından kaynaklanıyor. Acaba diyorum, sahiden de ikisi birden yürütülemez mi? İnsan iki şekilde de düşünmek konusunda kendini eğitemez mi? İlla birinden birini seçmemiz mi lazım?

Türkiye için herhalde en çok yapılan yakıştırma "köprü"dür. Doğu ile batıyı birbirine bağladığı için. Peki neden köprü gibi her iki tarafa da temas edemeyelim ki? 

14 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

Kesinlikle katılıyorum. Hani biyolojide hep derler ya, "melez olan en sağlıklıdır"; biz bunu neden sosyolojiye uygulamayalım ki :)

Mr.E dedi ki...

Değil mi? :)

Aslında bu biraz da bilgiye açlıkla alakalı sanırım, insanlar çabuk doyuyor galiba...

bayan mikrop dedi ki...

köprü diince aklıma 2. boaz geldi.
nolacak o hacı ne diyosun bu duruma yapılırmı sence hadi yapıldı 10 seneden söz ediyorlar biz de görürmüyüz acebe

Mr.E dedi ki...

O boğaz olmaz gibi geliyo bana dolayısıyla sanki görmeyiz hacı

Adsız dedi ki...

Acik olabilmek, kendini kapatmamak,senin/senden olmayani (dusunce,insan,adet vs) da kabul edebilmek, toplayici-toparlayici olabilmek.. Cok zor bazen, ama kendimizi zorlamamiz lazim cunku gercekten kendimiz actigimiz olcude biz de daha buyuruz gelisiriz yapici oluruz ve- belki de su zamanlarda en buyuk eksigimiz-hosgoru seviyemiz yukselir.. Bonita

Mr.E dedi ki...

Ahh ahh keşke..

bayan mikrop dedi ki...

sen yaşlısın görme umudunu yitirmiş olabilirsin
lakin benim hala umudum var ajan sdjkjdfhjghf

Mr.E dedi ki...

Panpa kötü haber aramızda çok yaş farkı yokmuş, bütün argümanımız çürüdü :)

Üsturupsuz Yazar dedi ki...

Aslında bize,biz dilcilere Yunanca ve Latince eğitimi vermeye başlıyorlar lisede.Ama tabi liseler arası fark var.Alakasızca konuya daldım sanırım.Olsun,alışırsın sen de.Ama haklısın.Of pilim bitmiş.Geveledim.Sonrasında bi daa okuyup adam gib el atayım,burdan çok malzeme çıkar bana,konuşur da konuşurum:D

Mr.E dedi ki...

Hoşgeldin :)

Konuş konuş zaten insanlar konuşsun diye kışkırtmaya çalışıyorum ben de iyi olur yani :)

Üsturupsuz Yazar dedi ki...

Sonrasında kalayı basma ama,ehauw hoşbulduk:)

crazywomenrosemary dedi ki...

Aslında çok dilli olmak çok kültürlü olmayı getirir..dil eğitiminde çeşitliliği sağlasak doğu kültürlerininde bize kattıklarıyla harmanlanmak büyük zenginlik olurdu..:))

Mr.E dedi ki...

@Üsturupsuz merak yok ;)

Mr.E dedi ki...

@CWRM aaah aah diyorum sadece :)