4 Şubat 2011 Cuma

Mr.E Mardin'den bildiriyor #5

Önce yazının şarkısını verelim

Adamakıllı bir şeyler yazmayalı neredeyse bir hafta olmuş. Bu sürede yazmak için vaktim de vardı ama yazacak konu yoktu açıkçası. Ha şimdi var mı diye sorarsanız yine adamakıllı bir konu yok ama yazabilecek kadar biriktim onları bir bloga dökeyim.

Ben polisevinde kalıyorum Mardin'de. Oda'da üç yatak bulunmakta ama ben tek kalıyorum. Ben ve benim gibi misafirlere, tek ya da 2 kişi geldiği zaman misafir oluyor eğer boş oda kalmadıysa :) Yani misafirken birden ev sahibi konumuna geçiyorum. Şimdiye kadar iki misafirim oldu, biri yirmili yaşlarının başında Aydın'lı bir öğretmen, diğeri ise Kayseri'li asker emeklisi bir araştırmacıydı. Normalde yalnız kalmayı seven bir insanım. Dış dünya ile bağlantım sağlandığı sürece (internet + telefon) sıkıntı yaşamam, hele ki tanımadığım insanlarla aynı odayı paylaşmak benim için "herhalde yapamam" dediğim bir şeydi ama yaşayınca görüyor ki insan, durum hiç te öyle değilmiş. Hatta kısa sürelerle de olsa iki misafirimle de güzel zaman geçirdim, kendileri burayı okumuyor olsalar da onlara teşekkür ederim buradan.

Diğer yazmak istediğim konu ise şantiyede olanlarla ilgili aslında. Daha önce fotoğrafı göstermiştim bahçenin girişinde insanları durduracak bir önlem yok. Kapatamıyoruz da traktör gelip moloz alıp götürüyor diye. Ve durum buyken beklenen bu gün gerçekleşti!! Soğuk diye kapalı mekanda oturuyorken bir baktım altı-yedi kişilik bir grup şantiyeye daldı böyle kadınlı çocuklu falan bir grup ama çalışma var yani belli. Alt katta çalışan işçiler demişler ki girmek yasak. Grubun verdiği cevaba daha çok güldüm, demişler ki "bizi aşağıdan yaşlı bir bey gönderdi"....Yaşlı bey gönderince istediğiniz gibi girin zaten şantiyeye. "Aga'ya Beleş" gibi yaşlı beye yasak yok ya....teallaaam...bak yine sövesim geldi...Neyse ki düzgün insanlardı, oturup izah edince anlayış gösterip terk ettiler şantiyeyi. Bir de bu modelin başka bir sürümü var o tam dayaklık. Halk eğitim merkezinde aynı grubun bir işi daha var. Ustayla binayı gezerken öyle ortalarda dolanan bir adama denk geldik. Usta kibarca dedi ki "Buyrun, kime bakmıştınız?". Öküzünevladı ne dese beğenirsiniz; "Bakmak yasak mı!!". Be hayvan herif!! Be öküz!! Orada kafana bir şey düşse, ayağına bir şey girse bağırırsın ama sizin yüzünüzden oldu diye..Nefret ediyorum bu tiplerden, hepsini odunu ıslatıp odun kuruyana kadar dövüp sonra odunu tekrar ıslatıp devam edesim geliyor böyle durumlarda da neyse ki salon erkeği çizgimde çıkmamak için susuyorum, duruyorum...ama böyle kulaklarımdan burnumdan eminim duman çıkıyordur o anlarda.

Buna benzer bir durum yine bugün yaşandı. Arkeoloji müzesinde sergi açılışı vardı. Vali, şürekası, fotoğrafçılar, müze müdürü vb ne kadar protokol mensubu varsa etraftaki işlere de bakmak için şantiyeye geldiler. Böyle fotoğrafçılar kara sinek gibi bir sağa bir sola hoplayıp zıplıyorlar fotoğraf almak için vali gezerken. Neyse üst kata çıkıldı, gezildi edildi daha sonra aşağıya inme sırasında malın teki (evet fotoğrafçı) çok biliyormuş gibi binayı terastan merdiven sahanlığına atladı. Tabi bilmediği için orada moloz yığını olduğunu bilmeyerek atladı ve bileğini burktu. Kendi bir yana fotoğraf makinası bir yana uçtu ve allahtan merdivenden aşağı doğru değil de daha geniş olan sahanlık kısmına düştü!! Hemen başına üşüşüldü tabi iyi misin değil misin diye ama herifteki pişkin sırıtışı unutamıyorum...Tabi ben orada ayılıp bayılıyorum adama bir şey oldu gitti adam yandım ben vs diye..en sonunda böyle iki olay yaşayınca dayanamadım gittim müze müdürüne dedim ki "bana tabela lazım her elini kolunu sallayan giriyor içeri ben herkesin peşinden koşamam işi kontrol etmem lazım insanları değil, biri bahçede yığılır kalır bize çıkar faturası, biz önlemimizi alalım, buna rağmen giren kendi düşünsün". Mesela böyle dedikten sonra emniyet için çekilen şeritlerden çekemiyoruz çünkü mahallenin p..leri kopartıp duruyorlar. Bak anlatırken yine sinire kestim.....Müze müdürüyle ortak kararımız jiletli tel  çekmek, hatta ben o tele elektrikte verelim düşüncesindeyim ama bunu müze müdürüne henüz söylemedim, sanırım söylemeyeceğim de...Bu ne arkadaş, yarın tabelaları da astırıyorum bundan sonra şantiyeye giren düşünsün. Bu stresi ben yaşayacağıma insanlar yaşasın bana ne

11 yorum:

LieLLa dedi ki...

Beeeybi nolmuş sana böyle.
Oralara gidince çok değiştin sen. :P
Jelibonsuzluk böyle yapıyor bence insanı, bi paket jelibon yesen tüm sinirin geçecek aslında. :D

Ayrıca çok gaddarsın.
Elektrik falan cix cix cix.

Mr.E dedi ki...

Ya bugün yaşadığım stresi allah kimseye yaşatmasın jelibon

Elektrik caydırıcı olsun diye, uyarı asacam tabi ki kenara ^.^

RE-L124c41+ dedi ki...

şantiyeye harala gürele birilerinin dalması gerçekten tehlike;orada sinirlenmekte haklısın.
ama şöyle de bir durum var:istediğin kadar dikenli tel çek;hatta çektiğin tele elektrik akımı ver,ne yapsan meraklı kalabalığa sökmez benden demesi :DD

deep dedi ki...

uzun sürdü bu iş gezisi.
:)

Mr.E dedi ki...

@RE-L124c41+ Neyse ki girmeyin tabelası buldum bir kaç tane daha içim rahatladı :)

Mr.E dedi ki...

@Deep daha kemiksiz bir 10 günüm daha var en az, sonra ara ara İstanbul'a gelip buralara geri döneceğim, Haziran'a kadar sürecek bu işi gezisi totalde :)

arya in neverland dedi ki...

bişi diyimmi o cektiğin seriti koparan pçler astığın tabelayıa soker heleki bakır alimyun demir ve ürevleriyse hem soker hem satar:)benden demesi

Mr.E dedi ki...

yok yok tabelalar cumadan beri mevcudiyetlerini korumaktalar ;)

francesca mckennitt dedi ki...

Puf çok fena. Ağır sorumluluk, dediğin gibi birine bir şey olsa direk senin başına üşüşürler bu sefer.

Neyse ki tabelalar gelmiş :)
Kolay gelsin Mr.E :)

Mr.E dedi ki...

Teşekkürler Frania :)

Zencefil ve Tarçın dedi ki...

Maalesef yurdum insanı çok meraklı, girilmez tabelası konulsa da onları hiçbir şey durduramıyor. Ama o kadar sinirlenme, kafalarını gözlerini yarsınlar diyeceğim ama teknik sorumlu olunca kabak senin başına patlar. Sevgiler...