8 Ocak 2011 Cumartesi

Bu bir isyan yazısıdır!!!

Önemli not: Yazı bol miktarda öfke ve kişisel yorum içerecektir (beğenmek ya da katılmak zorunda değilsin yani). Rahatsız olacağını düşünüyorsan, buradan sonrasını okuma.




Anlamıyorum, daha doğrusu anlayamıyorum. 

Televizyonu genelde ses olsun diye açarım ve radyo niyetine kullanırım. Ne büyük hata...Arada ister istemez göz kayıyor. Beklemediğin, planlamadığın şekilde sana empoze edileni izlemek durumunda kalıyorsun. Bir kaç defa "Yemekteyiz" izlerken yakaladım kendimi. Evet "yakaladım" çünkü bilincini kaybediyor insan, o ekranın karşısında mala bağlıyor. Bir süre izledikten sonra elimde kumanda "Napıyorum ulan ben!?!" şeklinde ayılıp kanal değiştirdim bir kaç defa. Çok korkutucu. Aynı zamanda da çok düşündürücü....

Sade Vatandaş programında (benim açımdan, çok kaliteli bir programdı, farkındalık yaratmak açısından) Okan Bayülgen bununla benzer bir konuyu yanlış hatırlamıyorsam, Levent Erden, Yıldo, Orhan Boran ve şimdi hatırlayamadığım bir kişi ile beraber tartışmışlardı. Dezenformasyonun boyutlarını, televizyonun nasıl "iç boşalttığını", neden çocukların gelişim sürecinde televizyondan uzak tutulmaları gerektiği gibi konular konuşulmuştu o programda. Çok doğru!! Bir eşyaya "aptal kutusu" deniyorsa bir nedeni olmalı değil mi? O kadar çok oradan verilenle yetinen insan var ki bugün, artık hacimsel olarak çok tehlikeli bir kitle olmuş durumdalar. Okumayan, sorgulamayan, düşünmeyen, merak etmeyen, yeni bir şey yapmak için heyecan duymayan, öğrendiklerini zoraki öğrenip ilk fırsatta bir kenara bırakan....

Biz 80'liler (güya) kayıp nesil olarak adlandırıldık. Üniversiteye girişimizde bile kendi haline bırakılsa çete oluşturabilecek dört yanlışın, masum doğruyu infaz edebilmesi yüzünden. Artık  yazılı sınavlara çalışmaya gerek yoktu çünkü. Her şey hap halinde veriliyordu. Birey değil yarış atına dönüştürüldük. Düzene isyan edip lise son sınıfta dershaneye gitmediğim için bile kendimi bu gün o kadar şanslı hissediyorum ki... Çünkü ben kendi hayatıma müdahale etmeyi seçmiş bir bireyim, yarış atı değil... Bu kadar yoğun çabanın sonucu vardığımız noktayı iki video ile açıklayacağım şimdi sizlere.




Diğer video da bu . Kusura bakmayın sadece videonun kendisini bir türlü arayıp bulamadım o yüzden Facebook'ta paylaşıldığı haliyle veriyorum. Eğer bulan ve burada paylaşan biri olursa çok memnun olurum.(Taze link geldi bir arkadaşımdan, facebook hesabınız yoksa buradan izleyebilirsiniz) Video'nun konusu İstiklal marşımızın şairi ve sözleri....Bak yine sinir bastı..Bu kadar olmaz diyorsanız üzgünüm çok iyimsersiniz...BU kadar olabiliyor ne yazık ki. Ve ben "beyaz yakalı", ben "ukala", ben "mavi kanlı" oluyorum bu yüzden.

NEDEN?! çünkü bunu kabullenemiyorum...
NEDEN?! çünkü ben bunu hazmedemiyorum..
NEDEN?! çünkü ben aldığım "eğitimin" ve "terbiyenin" hakkını vermek gibi bir derde sahibim. Çünkü bir kere "zehirlendim".

Geçenlerde AKM'nin önünde "yerli dizi yersiz uzun" protestosu vardı. Set işçilerinin insani yaşam koşullarına sahip olması için bir araya geldi insanlar. Çok da güzel yaptılar. Ama daha sonra yapımcılardan biri sanırım, bir iki gün sonra, "peki evet her şey çok güzel ,ama oyuncular aldıkları parayı azaltmadığı sürece bu çok zor, o paraları karşılayabilmek için dört reklam kuşağı lazım bunun için de dizilerin 90 dakika olması lazım" gibi bir şeyler söyledi. Doğrudur, yanlıştır..en azından tartışmaya açıktır. Ha aldığı parayı hak eden insanlar da var. Buradaki lafım araya bir şekilde karışmış "boş" tayfaya. 

Be allahın adamı!!! 
Be bütün sahip olduğu bir miktar "iyi" görünmek olan asalak yaşam formu??!?!
O ekrana çıkmamış olsan insanlar dönüp yüzüne bakar mıydı acaba?! 

Bugün bu konuda çok fena dolmuş durumdayım. Bir şekilde şimdiye kadar fotoğrafımı yayınlamadım. Gizem iyidir diye. Gerçek hayatta beni tanıyanlar ya da facebook'tan eklediklerim biliyor neye benzediğimi. Ve sonunda isyan noktasına geldim!! Evet g.tüm kalkık ve ukalayım!! 
Ama ben yakışıklıyım! ve bu konuda tevazu göstermiyorum!! (Beğenen, beğenmeyen yine olabilir, bu benim kişisel fikrim dolayısıyla "yoo bence değilsin" gibi yorumların da bu paralelde değerlendirileceğini hatırlatırım) Televizyona çıkan "yakışıklı"lara bakıyorum sonra bir de aynaya bakıyorum, ve şu hayatta sadece çingenelik yapmadığım için o kadar para kazanmadığımı anlıyorum. Bir şekilde o kameranın önünde olmadığım için, bir şekilde başka kaygıların peşinden koştuğum için, bir şekilde görüntümün dışında da bir şeyler yapma heyecanı taşıdığım için o "yakışıklıların" bir ayda kazandığı parayı bir sene boyunca çalışırsam kazanabiliyorum...yaaaa yaaa

Buna isyanım. Alın teriyle bu ülkede çalışan insanların ikinci plana itilmesine. İşini "iyi" yapanla "çok iyi" yapanın aynı şekilde değerlendirmesine isyanım. Bu ülke için, insanlar için kaygısı olup ömrünü bu yola adamış insanların sırf "ekranda" görünmedikleri için gerektiği saygıyı, değeri görmemelerine isyanım.

Ve daha acı vereni de ne biliyor musunuz?

Bu "boş" güruhun, o kadar para kazanmasına rağmen hala boş dolaşabilmek gibi bir lüksleri olduğunu sanmaları. Ben "boş" bir insanın bu kadar paraya sahip olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar "boş" insanların diğer fanilerden daha fazla hürmet görmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Ben "bir şey oldum" modunda dolaştıklarında sinirden elim ayağım titriyor.

Daha hala fikir olarak "profesyonelleşememiş" bir toplum yapımız var ne yazık ki. Fikir eserleri kapsamında "sanat üretenler" bu konuda işin peşini bırakmıyorlar, iyi de yapıyorlar aslında. Ama ya diğer meslek grupları?

"Ya ben mutfağa şöyle bir şeyler düşünüyorum ne dersin?" diye mimara fikir soran arkadaş....aldığın profesyonel fikrin bedelini ödemek hiç aklına geldi mi?
ya da hukuki konuda avukat bir tanıdığına bir şey sorduğunda bunun bir maddi karşılığı olması gerektiğini? 
Tıp fakültesini bitiren her tanıdık bizim şahsi doktorumuz olmak zorunda mı? Doktora muayene olmaya gittiğinde paşa paşa ödüyorsun parasını ama değil mi?
Bu insanların günahı ne? 
Niye bu kadar okuyor bu insanlar?
Bu insanların emeklerinin bir karşılığı yok mu?

Bunları düşündükçe deliriyorum arkadaş!! 


18 yorum:

Missbone dedi ki...

Bu "boş" güruhun, o kadar para kazanmasına rağmen hala boş dolaşabilmek gibi bir lüksleri olduğunu sanmaları. Ben "boş" bir insanın bu kadar paraya sahip olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar "boş" insanların diğer fanilerden daha fazla hürmet görmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Ben "bir şey oldum" modunda dolaştıklarında sinirden elim ayağım titriyor.

Aynen!
Çok doğru şeyler yazmışsın...

Kırmızı Başlıklı Kız dedi ki...

televizyonun çocuklar üzerindeki etkisi demişken, şunu dün izledim, hala şoktayım.

http://www.facebook.com/profile.php?id=596555536#!/video/video.php?v=171792102862752&oid=197177969456&comments

Mr.E dedi ki...

@missbone sindiremiyorum, sonra kepek yapıyor bende bu durum....

Mr.E dedi ki...

@Kırmızı başlıklı kız

korktum..çok korkutucu bir video bu

Bundan şimdi kim sorumlu? aile? bunun oluşması için gereken malzemeyi yayınlayanlar? çocuklar? öyle bir durum ki bunların hiç biri net olarak cevabı da vermiyor işin kötüsü

Mia Wallace dedi ki...

Mr.E, bence en büyük hatayı televizyonu radyo niyetne kullanmakta yapmışsın..

Anneme de izlettim bu videoları annem hala şokta.. Ne yazık ki böyle ve gerçekten çok moralim bozuluyor.

Çok iyi bir eleştri olmuş.

Sen içindekileri dökmüşsün, duygularıma tercüman olmuşsun.

Sonuç olarak kaşlarım çatıldı, moralim bozuldu ama bu böyle işte ne yazık ki.

Kırmızı Başlıklı Kız dedi ki...

burada aile eğitimi devreye giriyor. baksana izlenilen programların kalitesine? vurdulu kırdılı şeyler izleyip ben okulun ağasıyım diyen mi ararsın... mağdurum ben diyen mi?
rtük iş yapmıyor.
devlet iş yapmıyor.
ha yapıyor ama nasıl?
Türkiye'nin en büyük basketbol klübü Efes'in adını değiştirmeye zorlamak ve Efes Blues festivalini iptal etmek gibi... sebep de basketbol izleyip alkolik olan gençler :)
var mı böyle bir şey?
o zaman kaldırsın televizyondaki çoğu programı da :)

İçsel Konuşmanın Dışa Vurumu dedi ki...

offf offf keşke bunları yazacak şeyler hissetmeseydin hissetmeseydik:S

Mr.E dedi ki...

@Mia yorum için teşekkürler

Canını sıkmak konusunda üzgün değilim açıkçası, keşke daha çok insanın da canı sıkılsa. Tepki hareketi beraberinde getirir çünkü

Mr.E dedi ki...

@Kırmızı başlıklı kız

Televizyon toptan çıksın hayatımızdan bence...

Mr.E dedi ki...

@İçsel konuşmanın dışa vurumu

keşke, ama şimdiye kadar keşkenin bir şey getirdiğini görmedim o yüzden iyi ki bunları hissediyoruz, iyi ki bu hissettiğimizi de kitlesel olarak yayabiliyoruz belki yeteri sayıya ulaşırsak bir şeyler bile yaparız bu konularla ilgili

francesca mckennitt dedi ki...

Peki, liseye başladığımızda bir İngilizce dersinde hocamız speaking konusunu televizyon olarak seçmişti. Herkese tek tek günde kaç saat televizyon izlediğini, neleri izlediğini falan soruyordu. Sonra sıra bana geldi.
-Sen francesca?
-Ee bilmem ki. Haftada 1-2 saat sanırım.
-Haftada mı?
-Evet?

Sınıftan direk uğultular yükseldi direk. Bizim gibi iyi seviyede bir okulun öğrencileri bile günde en az 5 saatini tv başında geçiriyordu!

Peki ne olacak böyle? İçi boşaltılmış şeylerle bomboş geçiren insanlarla dolu etrafımız. Mr.E, sitem etmekte o kadar haklısın ki. İsyan ediyoruz ediyoruz ama bunun bir faydası olmuyor diğerlerine. Üzülüyorum gerçekten.

İçsel Konuşmanın Dışa Vurumu dedi ki...

haklısın keşkenin bir faydası yok gerçekleri görüp buna diretebilmek en mantıklısı, aynen yaptığın gibi.

iρєквσcєgι~ dedi ki...

Yani,bazen herkes bilip susar bazen en azından kişisel hakkımız olan yerlerde iç dökeriz.ve bunu daha sık yapmalıyız.çığlık büyüdükçe duyan artar belki de..

Eren dedi ki...

ben en çok almak istediğim yeri alacağım.

şu dizilerin fazla uzun olma olayı..

çıkıp ''fazla para alıyorlar'' diyen adamların haklı olduğunu savunmuyorum ama dikkat edilmesi gereken bir kaç nokta var.

gerçekten çok fazla para alıyorlar yurt dışına göre ama türkiye dışında hayat standartı var, kurallar ve sistem var.

bizim ülkede devlet daireleri dışında tam söylendiği saatte kapanan bir özel şirket, tam söylendiği saatte gelen bir tren ya da tam çağrıldığı saatte gelen bir ambulans gördün mü?

gördüysen şanslı bir insansındır çünkü böyleyiz biz.

düzen adına tek bir şey yok, olmayacak da.

çalışma şartları böyle olduğu sürece;

o diziler uzun sürecek, o adamlar da çok fazla para alacak.

Mr.E dedi ki...

@Fran ben de çok üzülüyordum ama bugün dayanamadım patladım...

Mr.E dedi ki...

@İçsel konuşmanın dışa vurumu

İsyan böyle durumlarda candır :)

Mr.E dedi ki...

@ipekböceği o ranta karşı bişeyler yapabilmek için çığ çooooook büyümeli çok :(

Mr.E dedi ki...

@Eren Fikir olarak profesyonelleşememiş olmamızla kastetmeye çalıştığım biraz buydu aslında