26 Aralık 2010 Pazar

"Pamuk" Pıtırsu ve yedi çömezler (3/3)

Lamia hanım için her şey yolundaydı. Pıtırsu'dan kurtulmuş, holdingin kontrolünü ele geçirmiş, genç erkeklerle gününü gün ediyordu. O sabah botox seansı için taksiyle doktorunun muayenehanesine giderken telefondan burç yorumunu okumak istedi. Her şey yolunda giderken "Bu gün karşılaşacağınız biri keyfinizi kaçıracak, negatif olaylardan uzak durmanızda fayda var." cümlesinden rahatsız oldu Lamia hanım. Beşiktaş'ta kırmızı ışıkta, yorumda ne denmek istediğini düşünürken kafasını çevirince Pıtırsu'yu gördü. Alelacele taksiden inip Pıtırsu'yu takip etti. Kaldığı yere kadar takip edip, hangi binaya girdiğini öğrendi. Daha sonra doktorunu arayıp çok önemli bir işi olduğunu, seansı iptal etmek zorunda kalacağını bildirdi ve bir başka taksiye binip yalının yolu tuttu.

Hemen Pıtırsu'nun ipodunu buldu. Şöförün oğlunu çağırıp "sen bundan anlarsın, içindekileri boşaltıp arabesk bir kaç parça yüke" diyip hain planını hayata geçirdi. Şöförün oğlu ipod ile ilgilenirken, Lamia hanım da internetten emo olmak için gereken bilgiyi toplayıp saçlarını gözünün önüne düşürdü. O sırada şöförün oğlu ipodu geri getirmişti. Pıtırsu'nun kıyafetlerinden de işine yarayacakları giydikten sonra hazırdı.

Emocu kılığında sanki kendi dinliyormuş gibi kulaklıkları takıp binanın önünde Pıtırsu'yu beklemeye başladı. Çok geçmeden evde eksik olan bir şeyleri tamamlamak için Pıtırsu binadan çıkarken arkasından yaklaşıp "YaAA paRdonn baqar mısıııNNN?" dedi. Pıtırsu olayı anlamaya çalışırken, "eRqéq ARqadashmlaaa qavgaa éttikdeee, bence bUU sharqılaar chokk guselll, sen né derSSn?" diyip kulaklıkları Pıtırsu'nun kulaklarına takıp şarkıyı başlattıktan sonra hızlıca oradan uzaklaştı.

Pıtırsu daha önce hayatında hiç arabesk dinlememiş biri olarak, çalan şarkıda şoka girdi. İlk şarkı İbrahim Tatlıses'ten "Ben insan değil miyim"di. Şarkı hemen etkisini göstermişti. Hemen depresif bir ruh haline bürünen Pıtırsu geri eve çıkmıştı. İkinci sırada Ferdi Tayfur'dan "Emmioğlu" vardı. Şarkılar ilerledikçe git gide içine kapanıyordu Pıtırsu. Kendini odaya kapatmıştı. Müslüm Gürses'ten "Tanrı istemezse" çalmaya başladığında artık yastığa gömülmüş hüngür hüngür ağlıyordu. Çömezler eve geldiklerinde Pıtırsu'yu ağlamaktan gözleri kan çanağına dönmüş bir halde buldular. Bilgin, kulaklıkları çıkarttıysa da artık çok geçti. Pıtırsu yeteri kadar uzun bir süredir dinliyordu bu şarkıları. Çömezler ne kadar neşelendirmeye çalıştılarsa da bir işe yaramadı. Pıtırsu'nun bütün yaşam enerjisi gitmişti ve çömezlerin elinden hiç bir şey gelmiyordu.

O akşam ders notlarını almak için Neşeli'nin  arkadaşı Peyami uğrayacaktı çömezlere. Beyaz Mustang'ini park ettikten sonra evi bulan Peyami de sosyetik bir ailenin çocuğuydu. Çömezlerin evine girdiğinde bir problem olduğunu anlamıştı. Çok geçmeden Pıtırsu'nun durumunu anlattılar Peyami'ye. Peyami Pıtırsu'yu görür görmez tanımıştı. Hemen cep telefonundan Tarkan - Şımarık çalmaya başladı. Nakarat kısmında kendine gelmişti Pıtırsu. Olanları Peyami'ye de anlattı. Peyami dinledikten sonra "İstersen bize gelebilirsin, hem babam, babanın da yakın arkadaşıydı." dedi. "İstiyorsan gel bizimkiler de yardımcı olur, adını da temize çıkartırsın" diye de ekledi. Bu zor durumda kendisine yardımcı olmaya çalışan bu genç adamdan etkilenmişti Pıtırsu. Peyami de Pıtırsu'ya karşı boş değildi hani. Bütün bunlar olurken Öfkeli kendi kendine "Ulan eve süt gibi manita geldi, mal gibi bişey yapmadık elin oğlu geldi kaptı kızı vay ..... ....... arkadaş, bizdeki şansı ......." söyleniyordu.

Ertesi sabah Peyami'nin babası Lamia hanımdan gelen e-mail'i tümünü yanıtla diyerek cevapladı. Fotoğrafların Pıtırsu'ya ait olmadığını, Pıtırsu'nun ona babasının emaneti sayılacağını ve yakında da oğlu Peyami ile evleneceklerini yazdı. Konken masasında bir arkadaşının sesli olarak bu mail'i okumasıyla kalbi sıkışan, aldığı yağ yakıcıların ve diyet haplarının da yıpratıcı etkisiyle kalp krizi geçiren Lamia hanım, bütün müdahalelere rağmen kurtulamadı. Pıtırsu da tekrar hak ettiği itibara ve babasının holdingine geri kavuştu. Peyami ile ömürlerinin sonuna kadar evli,mutlu,çocuklu bir şekilde yaşadılar.

NOT: Kurgu aşamasında ve yazım sürecinde yardımlarını esirgemeyen Mr.H'ye huzularınızda çok teşekkür ederim :)


4 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

Hihih isimler süper ya :) Pıtırsu demek. Peyami değil de Berkcan olsa daha bir uyumlu olmaz mıydı, Peyami Safa aklıma geldi; ciddi bir havaya büründüm :))

Mr.E dedi ki...

Daha modern bir isim ben de düşündüm ama Prens için Peyami daha uygun bir dönüşüm gibi geldi :)

Mia Wallace dedi ki...

ayrıca telefondan girdim hepsini tek tek okudum demek istediğim odur ki, süper bir kurgu! :)

Herkese yayıcam bu seriyi, herkes okusun bir de Mr.E benim arkadaşım diyip havamı atıcam ya yaa :)

Mr.E dedi ki...

Şımardım....evet evet az önce şımardım :D