15 Aralık 2010 Çarşamba

Mr.E kışa karşı!

Bugün her sorumluluk sahibi öğrencinin yapacağını yaptım, dersi ektim :) Ama bir sor neden?

Tezi için rölöve alan bir arkadaşıma yardım etmek için. Noooooldu hemen yargısız infaz, cık cık demeler...Neyse efendim, sabah derse gitmediğim için hafif bir sabah keyfinden sonra (yaklaşık 15 dakika) hazırlanıp çıktım. Yaklaşık olarak nereye gitmem gerektiğini de bilince Unkapanı'nda dolmuştan inip, Bob Marley destekli şekilde sahilden (biraz da kendi tez konuma yönelik,"nerelerden fotoğraf çekebilirim"i de görmek için) Balat'a yürüdüm (Bkz. Şekil 1)

Şekil 1
"Lahana gibi  giyin Mr.E" uyarısını da dikkate alır gibi yapıp, yürüyerek ısınırım nasılsa düşüncesiyle ilerlerken 10 gündür sakat olan dizimin ağrımaması meğer sadece ürkmemem içinmiş...Kalleş kış bütün hazırlıklarını yapmış maç saatini beklermiş meğer. 

Binanın kapısı kapalıyken sorun yoktu. Ne zaman kesit için dışarı çıkmak zorunda kaldım....Anam vay! Yürümüşüm, ısınmışım hepsi yalan oldu. Zaten arkadaşım da daha fazla bu zulüme göz yummadı ve bir şeyler yemeye çıktık. Bildiğim temiz bir yer var dedi ve caddeye paralel bir kaç sokak yukarıda bir pastaneye gittik. Daha önce pek çok "garip" yerde bulunmuştum ama sen bambaşkaymışsın be güzelim. Hakikaten çok temiz bir yerdi fakat içeride kaç kişi çalışıyor çözemedim. Biz içeri girdiğimizde kimse yoktu, biz seslenince biri geldi siparişlerimizi aldı sonra tekrar kayboldu...Sonra içeriden bir kaç kişi daha geldi, sonra yine ortadan kayboldular..sonra başka müşteriler geldi, onlar seslendi yine ortaya çıktılar..sonra bir kişi kaldı bu sefer, meyve sularını dizdi, bir iki şeyin yeriyle oynadı etti. Tam bu sırada pastanenin tam karşısında bulunan fırından bir tepsi poğaça geldi.  O sırada içeride torunuyla bulunan bir teyze torunu için poğaça istedi ve adamlar olmaz bunların hepsinin müşterisi var dedi ama pastahanede 2 masa hariç her yer bomboştu. Teyze allem etti kallem etti bir poğaça almayı başardı. Sonra da "madem yetmiyor niye bu kadar yapıyorsunuz ki!!" diye bir de insanları payladı :) Olay kan çıkmadan sona erince bu sefer yan masadaki eleman, "şimdi biz poğaça istesek alamıyoruz öyle mi?" diye sordu. Adam da gayet güleç ama aynı zamanda psikopat bir ifadeyle "evet" dedi :)) Bu sırada biz de, hazır soğukta çalışıyoruz ısınırız diye baklava söylemiştik. Ev baklavasıymış. Baklavayı ısırdım, haliyle bir sonraki hamlede çenemi hareket ettirmem lazım ki çiğnemeye devam edebileyim ama ne mümkün (Dostum biz baklava söylemiştik ama bu tutkallı çıktı!!) Daha fazla macera yaşamadan hesabı ödeyip binaya geri döndük.

Ben kesit konusunda civcivli kısmı hallettikten sonra Taksim'de bir arkadaşımla görüşmek için  işi arkadaşıma satıp (o sorumlu halimden eser yok şimdiiiiii) dışarı çıktım. Dışarı derken mantık sınırlarımın da dışına çıkmışım. Binaya girdiğim zamanki hava ile çıktığımda beni karşılayan hava arası en az 3 derece ısı değişimi artı bir de yağış eklenmiş. Bir şekilde Taksim'e ulaşıp arkadaşımla buluştum. "Mümkünse beni en soğuk günde çağır hep olur mu, daha iyi havalarda görüşürsek darılırım" dedim konuşabilir hale gelince, o da "tabi ki, hava durumuna baktım ondan bugün görüşelim zaten" dedi. Lanet kış burada da bir şekilde rol çalıp muhabbete dahil oldu. Kıskanç bok!!!

Dolmuşlara vardığımda artık pilim bitmek üzereydi. Ve işte tam o anda bir mucize oldu!!!!!
Dolmuş hemen geldi(ki kırk dakika, bir saat beklediğimi bilirim) ve ilk gelen dolmuşa son sırada da olsam binmeyi başardım. Piyangoda para çıksa o kadar sevineceğimi sanmıyorum düşün! Bunun şerefine hemen listeden umut dolu bir parça seçip, biraz olsun keyiflenmeye çalıştım. Dolmuşun radyatöründen gelen sıcak havanın da etkisiyle kendimden geçmişim, gözümü açtığımda yol bitmişti. Yine mağlup olmadım sana lanet olası beyaz pislik!! Ama eve giderken elektronik göstergede gördüğüm 3 derece bir miktar tırsmama neden oldu, doğruya doğru. Yine de olsun oğlum!! Şişman, beyaz ve sulu bir dombilisin ve bu karşılaşmadan galip ayrılamayacaksın evlat, yooo yooo!

Not: Kışa karşı mücadeleye çok konsantre olup kendi aptallığıma karşı kendimi savunmasız bırakmışım. Eve gelince dizim ne durumda acaba diye bir iki hareket yaptım ve şu anda sol diz sargıda mal gibi yatıyorum :) İşin asıl boktan tarafı ilk defa "ya bir daha futbol oynayamazsam?" endişesi taşımaya başladım...Allah beni nasıl biliyorsa öyle yapsın, belki o zaman biraz akıllanırım

2 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

Yukardan duymuş birileri seni dolmuş konusunda :)) Ben o kadar çok üşüyorum ve kalın giyiniyorum ki, kışın hareket etmekte zorlanıyorum gerçekten!

Mr.E dedi ki...

http://sumowrestlingsuits.net/wp-content/uploads/2010/05/infltable-suit.jpg

Durum budur yani? :)