29 Kasım 2010 Pazartesi

Deja Vu

Ben bu filmi daha önce de görmüştüm. Pazartesi demek rejim başlangıcı demek. Şimdiye kadar genelde hep demokratik bir rejim uyguluyorken artık sanırım daha totaliter, daha baskıcı bir rejim tercih edeceğim. Yok arkadaş olmuyor yoksa böyle. Bünyem artık nasıl laubali bir hale geldiyse; ben "höt!" diyorum o "amaaan kim takar yalova kaymakamını" diye cevap veriyor bana. Şaka gibi arkadaş!

Ama yok ben şımarttım bunu, bütün suç benim. Spora ya hiç bulaşmayacaksın, bir kere kazara bulaştıysan da bırakmayacaksın. Ama henüz mimarlık eğitimi ve sporun aynı oranda ve bir arada devam ettirilebileceği ütopik bir dünya varolmadığına göre şu noktada sebep için yapılabilecek bir şey yok. O zaman sonuçlarıyla nasıl başa çıkabiliriz ona bakmak lazım.

En sağlam yöntem, porsiyonları yarıya indirmek. "Yok sadece sebze ye", "yok aman sakın şeker kullanma", "hiiii sen ne yaptıııaaaan karbonhidrat ve protein karıştırılırrr mıaaa?" tarzı yaklaşımlarla yaklaşmayın, elimde sopa var!

Diğer bir konu da egzersizi günlük yaşantının bir parçası yapmak. Pek iyi, pek âlâ, ama işte teori çok fantastik iken, pratiğin gideri bile yok. Kendi özelimde bunu irdelersek benim hergün en az 6 km yürümem gerekiyor ki yaptığım egzersiz bir işe yarasın. Efendim? Yok hayır sayı saymasını biliyorum, mesafenin de farkındayım. O yüzden pratik kısmı çok çirkin zaten.

Bu arada deja vu yazılır deja vü okunur.

2 yorum:

Mia Wallace dedi ki...

Evet işte ben o yüzden bünyemi spora alıştırmadım.
E peki sonuç ne oldu diceksin?
Yok ben de hep deja vu yaşıyorum!

Ama "daha baskıcı rejim" yaklaşımını cümleni sevdim:)

Bu arada fransızca deja-önceden, vu-görmek demektir.
(sanki bilmiyorsun da bakma şımarıklık yapiyim dedim)

Böyle yazmaya devam et, gerçekten çok güzel yazıyorsun! ;)

Mr.E dedi ki...

Böyle yorumlar yazmak konusunda teşvik ettiriyor ;) Merci Beaucoup :p