19 Kasım 2010 Cuma

Biri problem mi dedi?

"Engineers like to solve problems. If there are no problems handily available, they will create their own problems."  Dilbert                                                                                                      



Sürekli endişeli, yapacağı işin sonunu düşünmekten işe konsantre olamayan, yarı histerik yarı manik sevgili kelebekleri, yaklaşın......
Diyeceklerim var.

Biliyorum içinde bulunduğumuz dünya pek hayal ettiğiniz gibi değil. Vapurlar, martılar falan ne acaip diyenleriniz de mevcut bunun da farkındayım. Tüketim toplumunun sıçrattıkları da ister istemez üzerimize bulaşıyor ama..

Hayattan keyif almak hiç zor değil, yaptım oradan biliyorum ;) Yöntem ise çok basit: PROBLEM OLMADAN PROBLEMİ ÇÖZMEYE UĞRAŞMA! Örnekle göstereyim de dostluğumuz pekişsin. 

İki sevgiliden birinin "ya beni terkederse" korkusuyla yaşıyor olması ilişki yaşanırken ilişkiyi bok etmekle kalmadığı gibi, ilişkinin bitmesine yardımcı olup süreci hızlandırmıyor mu?

Bir organizasyon yaptığında "ya bir aksilik çıkarsa" demek, organizasyon gerçekleşiyorken anın tadını çıkartmak yerine senin o süreçte tamamen gergin, mutsuz ve anı boşa geçirdiğini göstermiyor mu?

Bütün dönem uğraşıp bir projeyi teslim ettikten sonra " ya jürim kötü geçerse" diyen mimarlık öğrencisi, bütün dönem harcadığın emeğin karşılığını alıp, insanlara yaptığını sunma keyfini yaşayacakken gerilmen ve iyi geçecek bile olsa jürini rezil etmen de mi bir ampul yakmıyor kafanda?

Kaptın mı ana fikri?

Hayat devam eden bir süreç, geleceği düşünüp şimdiyi boklarsan elinde sadece geçmişle ilgili bir sürü "keşke" kalır. Durduk yere problem çıkartıp, olmayan problemi çözmeye uğraşmak o kadar çok zaman alıyor ki, bu işten vazgeçtiğinde artan süre ile neler yapılabileceğine inanamazsın :)

Ha buna karşı hemen "ama ben mükemmeliyetçiyim, benim için her iş tam olarak bitmiş olmalı,yoksa rahat edemem" diyecek olan arkadaş!
Hadi gel itiraf edelim hiç pratik bir insan değilsin :) Herşeyini planlamak ve o plan doğrultusunda saniye şaşmayacak şekilde işleri gerçekleştirmek zorundasın. Çünkü işler planlandığı gibi olmazsa devreye sokabileceğin bir B planı mevcut değil :) "Olduğu kadar" kalıbı ise sana Çince gibi geliyor bunun da farkındayım. Ama herşeye bu kadar "takarsan" ileride ya ruh hastası olursun (bkz. panik atak) ya kabız ( activia yediğinde geçiyor ).

9 yorum:

Mia Wallace dedi ki...

Mr.E,
Yazında verdiğin örnekleri hep başımı "hı hı, evett doğru döylüyor şeklinde" sallayarak okudum.

Bir de insanı bu yazı "dur acaba problem diye düşündüğüm ne vardı?" diye düşündürtüyor.
Birden bütün problemleri çözesim geldi çok fena gaza geldim yazınla birlikte:)
Kaptım ana fikri;)
Hatta soda-limon içmeye gidiyorum (mide bulantısına iyi gelirmiş)

Mr.E dedi ki...

Ana fikri kapmamışsın :D

Problemlerini çöz demiyor yazı, problem olmadan hayali problemler yaratıp onları nasıl çözebilirim acaba diye düşünüp vaktini boşa harcama diyor :)

Mia Wallace dedi ki...

Mr. E, haklısınız efendim :)

Feli Jo dedi ki...

bkz: anı yaşa :)

Mr.E dedi ki...

Aynen öyle Feli :)

Eren dedi ki...

mr.e

bunların hepsini senin söylediğini itiraf etmeye ne dersin?

bunları yaşamayan insanın, bunları bileceğine ihtimal vermiyorum!

Mr.E dedi ki...

Eren,

ilki benim başımdan geçti evet, diğer ikisi de etrafımda gerçekleşti :)

ayrıca ufak bir değerlendirme hatası var sanırım, bunları yaşamadan bilmemin elbette imkanı yok ama bu durumların hepsinin öznesi olmama da gerek yok. Gözlem yapabilmek burada devreye giriyor zaten ;)

Ha bu arada evet, eskiden herşeye bu kadar takıp panik atak hastası olmaktan kıl payı kurtulan benim ;)

Ama yine de gözlem yapabilmenin gücünü hafife alma derim ben :)

Heidi Glennis dedi ki...

işte beeen !

Mr.E dedi ki...

Klübe hoşgeldin ;)